Aliyev Hükumeti, bizi kardeş Türkiye'ye karşı utandırdı

Qanimat ZAHİD

Türkiye'de 15 Temmuz akşamı başlayan askeri darbe girişimi, kardeş ülkede gerçekleşen her olay gibi geleneksel olarak anında Azerbaycan'da sosyal medyaya sıçradı. Olayların gelişimi anbean takip edildi, haberler bir diğer haberle yenilendi. Çoğu sosyal medya kullanıcıları, siteler, online medya kuruluşları darbe girişiminin ilk dakikalarından itibaren Türkiye'nin kendi hassasiyetiyle haber yapıp, paylaşımda bulundular ve kendi düşüncelerine yer verdiler. Bunun kadar doğal başka bir şey olamazdı. Azerbaycan için mesele başka bir büyük devletteki darbe girişimi değildi, bu kardeş Türk devletin düştüğü zor durumdu.

Türkiye'de o gece yaşanan darbe girişimi dünya medyasının da merkezinde yer aldı. Olayların patlak verdiği andan itibaren AB, ABD ve Rusya'nın resmi yetkilileri bu konuda açıklamalar yaptılar. Bu şekilde olayların gelişimi dünya medyasına çok sayıda haber akımına neden oldu.

Ne garibtir ki, tüm bu olayların yaşandığı andan itibaren Azerbaycan hükumeti garip bir "soğukkanlılık" sergilemiştir. Oysa ki, bu olaylar sırasında Azerbaycan hükumeti tarafından darbe girişimini kınayıcı açıklama yapılması gerekirdi. Ancak Azerbaycan hükümeti son ana kadar sustu.

Şu örnek iyi bilinmeli, Gürcistan Cumhurbaşkanı olay anında tüm devlet yetkililerini toplayarak darbeye karşı çıkmış ve 16 Temmuz'a kadar da gereken açıklamaları ve tutumları sergilemiştir.

Azerbaycan Hükumetiyse ancak 16 Temmuz öğlen saat 12:00 sıralarında açıklama yaparak, bizi utandırmıştı.

Evet, Azerbaycan Hükumeti, Türkiye'deki darbenin yaşandığı anda hiç bir girişim ve  açıklamada bulunmayarak, dostluktan da öte kardeşlik ilkelerine sadık kalmadığını ispat etti. Açıklamaları bekleterek, Aliyev Hükumeti bu tutumla kendi geleceğini zor durumda bırakmamayı hedeflemiştir. Olayların patlak verdiği andan itibaren sabaha kadar uyumayan Azerbaycan halkı, hükumetin "geç saatte oldu, haberimiz olmadı"şeklinde tutumu da neyin nesi?

İyi ki, Azerbaycan Cumhuriyeti o sebatsız fırsatçılara göre değil de rahmetli Elçibey'in açtığı demokratik yollardan giden muhalefete göre tanınmış. Olayların gerçekleştiği anda Azerbaycan muhalif kanadından Ali Kerimli açıklamalarda bulunarak olayı kınadı. Facebook internet sayfasında yapılan açıklamada Kerimli, "Demokrasi savunucuları olarak bizler ülke yönetimine el koyma girişiminde bulunan orduya ne sıcak bakarız ne de kabul ederiz. Biz Cumhuriyetten ve demokrasiden yanayız. Kardeş ülke Türkiye'nin iradesine ve mücadelesine saygı duyuyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan Hükumete seçki yoluyla gelmiş ve her hangi bir kurum ve ya kişilerin isteyip istememesine bakılmaksızın yalnız seçki yoluyla demokratik yollardan yönetimden ayrılabilir. Kardeşlerimizi iç savaştan kaçınmaya davet ediyorum. İç savaş Türkiye için en kötü seçimdir. Tüm dualarımız Türkiye'le beraberdir!" açıklasında bulundu.

Ali Kerimli bu açıklamayı yazdığı zaman Türkiye'nin başkenti Ankara ve İstanbul'da  darbeciler devlet binalarını bombalıyor ve TRT televizyonunda kendi yazdıkları bildiriyi okutuyorlardı.

Azerbaycan Halk Cephesi Partisi (AXCP) başkanı Ali Kerimli darbecilerin başarılı olup olmayacağını beklemeden bu açıklamayı yapmış ve olayı görüldüğü üzere kınamıştır. Bu tutum Ali Kerimli'nin demokrasi inancı ve sarsılmaz duruşuyla gerçekleşmişti. Ali Kerimli'nin demokrasiden yana olan inancı ve tutumu halkın iradesini her şeyden üstün tutdu. Hükümetin seçki yoluyla değişebileceğini savundu. O açıklamayı yazığı zaman Ali Kerimli "darbeciler kazanırsa ne olacak?" düşüncesine teredüt etmeden karşı çıktı ve tutumunu ortaya koydu.

Şüphesiz ki Türkiye Cumhuriyeti, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında dünyanın çeşitli devletlerinin tutumunu ve açıklamalarını dikkate alacak ve bilinmeyeneleri de öğrenecektir. Aliyev Hükumetinin kendi adını demokrasi karşıtı tutumu sonucu büyük hariflerle tarihin kara defterine yazdırması bizde büyük bir teessüf hissi doğuruyor.

Aliyev'in sebatsız tutumu "gelene kardeş, gidene yoldaş" prensiplerine dayanmadığı ortadadır. Aliyev'in darbe girişiminin bitmesini beklemesi ve arkasından 16 Temmuz saat 12:00'dan sonra kınama yazısı paylaşması, arkadan atılan taş misali ihanetten başka bir şey değildir. Aliyev tek bir şeyle avunabilir o da Azerbaycan'ın eski Cumhurbaşkanı Ayaz Mütelibov'dan akıllı davranmasıdır. Ayaz Mütellibov 1991 yılında Cumhurbaşkanı olduğunda Moskova'da gerçekleştirilmeye çalışılan darbe girişimini destekledi ve daha sonra da bunu yalanladı. Şimdi İlham Aliyev "tedbirli" davranarak Türkiye'deki darbe
girişiminin sonucunu beklemiş ve açıklama yapmamıştır. Bunun başka bir açıklaması yoktur.

Azerbaycan hükümetinin bu tutumu bir şeyi kesin olarak ispat etti. O da siyaset ve devlet geleneğinden yoksun olduğudur. Devletin baskı aygıtlarına güvenip sürgünler, iftiralar, baskılar, katliamlar yaparak mevcudiyetini korumaktadır. Tek sözle sıradan bir siyasi gruplaşma bile Aliyev Hükumetini yıkacak bir güçtedir. Ancak devletin baskı aygıtını kendi sürekliliğini korumak için kullanan Aliyev, buna karşı diktatör tutumu her şeyi değiştiriyor. 

Sonuç olarak Azerbaycan Hükumeti demokrasi sınavından geçemedi ve bu tutum bizi rezil etmekten başka hiç bir şeye yaramadı.



Facebook sayfamızı beğenin, takipte kalın...
Yorumlar