Kalkışma

Burak AŞIKOĞLU

36 yıl sonra yine bir darbe girişimiyle karşı karşıya kalan Türkiye, bu sefer darbeye yenik düşmedi. Darbe kalkışmasının ilk adımı TSK, ikinci adımı ise Türkiye Cumhuriyeti idi.

Daha ilk adımda başarıya ulaşamayan darbeci askerler, cinnet geçirerek yurt genelinde büyük can ve mal kaybına, düzeltilemeyecek tahribatlara ve Cumhuriyet tarihinin görmediği bir vahşete neden oldular.  

15-16 TEMMUZ 2016 

Kalkışma, ifşa olma şüphesi ve engellenebilme tedirginliğiyle  gece yarısından önceye alındı. Emir, okyanus ötesinden 21-22 saatleri arasında darbecilere intikal etti. Büyük bir şaşkınlıkla acizlik gösteren devlet kademeleri iki saat boyunca gece yarısına kadar yerinden hareket edemedi, olanları engelleyemedi. Gece yarısından sonra peş peşe gelen açıklamalar ve halkın darbeye karşı duruşa gösterdiği teveccüh sayesinde, darbeci askerlere geri adım attırıldı.

Olay örgüsü kısaca aşağıdadır:

Saat 22.00 da İstanbul boğaz köprüleri askerler tarafından trafiğe kapatıldı. Aynı dakikalarda Ankara'da askeri uçak ve helikopterler alçaktan uçmaya başladı. Genelkurmay çevresinden silah sesleri geldi. Kimse ne olduğunu anlayamıyor kimisi şaka kimisi yalan kimisi de savaş mı çıktı diyor... Ardından Atatürk Havalimanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı'na giriş çıkışlar kapatıldı. Havalimanın önüne tanklar getirildi. Bu sırada Askerler Polislerin silahlarına el koymaya başladı.

Ankara' da TRT ele geçirildi ve kısa bir süre sonra darbeci askerlerin hazırladıkları bildiri okundu. Yurtta sulh konseyi adı altında toplanan darbeci askerler, bir spiker aracılığıyla yönetime el koyduklarını ve sıkıyönetim ilan ettiklerini duyuruyorlardı. Yine medya organlarından Doğan Medya Center binasına girildi;  Ankara Gölbaşı'ndaki TÜRKSAT binasına saldırıldı. İki polis hayatını kaybetti. Hürriyet gazetesi basıldı. 

Halk gece yarısından itibaren meydanları doldurmaya başladı. Halkla karşı karşıya gelen askerlerin çoğu, halkı sokakta görünce silah bıraktı. Yine gece yarısına kadar haber alınamayan Hulusi Akar darbe girişimi yapan askerler tarafından rehin alınmıştı. Bana pek inandırıcı gelmemişti... Neyse gece saat 2.00 sıralarında Gölbaşı Özel Hareket Daire Başkanlığı'na bombalı ve silahlı saldırılar gerçekleşti. İlk duyumlara göre on yedi vatan evladını kaybetmiştik. 

Gerginlik sürüyor, halk sokakta ve her yerden gelen ölüm haberleri var...

Bir askeri helikopter TBMM, Deniz ve Hava Kuvvetleri binalarına ateş açtı. Meclis ve Genelkurmay binası dumanlar altında kaldı. Civarda bulunan siviller, açılan ateşler sonucunda hayatlarını kaybetti; birçoğu da yaralandı. Aynı saatlerde Ankara Emniyet Müdürlüğü, iki defa savaş uçağı ve helikopter tarafından vuruldu.

Sabah saatlerinde ise Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın yakınlarına uçaktan bomba atıldı. Atılan bombalar sonucunda 5 kişi hayatını kaybetti.

Sabahlara kadar halk emniyetle işbirliği içerisinde sokaklarda tankların yürümesini engellemek için çabaladı. Bu çaba çoğu yerde başarıya ulaşırken bazı bölgelerde ise ne yazık ki tankların vatandaşları ezmesine, açılan ateşler sonucunda sivillerin ölümlerine engel olunamadı.

SONUÇ: 246 Şehit...  Çoğunluğunu polis ve sivillerin oluşturduğu bu şehit kervanında bulunan yiğitlerin hakkı ödenemez. Ailelerine ve Yüce Türk Milletine baş sağlılığı diliyorum. Fakat mesuliyet sahiplerinin rahat tavırları ve o tavırla yaptıkları açıklamalar beni kahretmektedir. Sokağa çıkan vatandaşı koruyamayan, emniyet güçlerini yeterince kullanamayan bu hükümetin vereceği hesap çok ağırdır. O canların vebali çok büyüktür. Bunca şeye neden olan, darbe girişiminde bulunmuş hainlerin en ağır şekilde cezalandırılmasının yanında; unutulmaması gereken bir husus daha vardır; O da görevlerini ifa etmeyen, korkan ve köşeye çekilip ne olup bittiğini izleyen devlet kademelerindeki şahısların bir bir tespiti. Görevlerini yerine getirmeyenler, kaçanlar hainlikle suçlanmalıdır. Ekmeğini yedikleri bu millete onlarda ihanet etmişlerdir. Bu yüzden ilan edilen üç aylık OHAL durumunun çok iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Hainlerin derhal kadrolardan temizlenmesi, bu titiz çalışmanın yöneticilerinin ise üç ay gerekirse uyumamaları şarttır. 

Bugüne kadar uyuyanlar ve uyuyacaklar hainsiniz...



Facebook sayfamızı beğenin, takipte kalın...
Yorumlar