Zaman gazetesi reklamının dahası da var: Tehdit-Darbe-Armagedon

Aydın TAŞ

15 Temmuz darbe girişiminden tam 9 ay 10 gün önce yayınlanan reklam filmi darbe dosyasına girdi. Kısaca bahsedelim ama konumuz sadece "Sükutun Çığlığı" adı verilen bu reklam değil. Dahası da var...

Zaten bu bahsi geçen reklam tek bir reklam da değil. Aynı temada 4 reklam daha bulunuyor. Hepsinde önce karmaşa, kaos, felaket gibi sahneler işlenip, sonra da müjdeleyici sahne ortaya çıkıyor.

Bunlar arasında her kes tarafından internette aranıp izlenen, darbenin tarihinin habercisi kabul edilen ve darbe girişiminden tam 9 ay 10 gün önce yayınlanan bebekli reklama odaklanılmış durumda.

Reklamda bir şehir kuş bakışı görülürken, rahatsız edici siren çalıyor, ardından bir bebek gülmeye başlıyor ve en sonunda "daaang" diye Zaman gazetesinin logosu geliyor. 

Bu "Sükutun Çığlığı" reklamlarının sonuncusuydu. Peki önceki 4 reklamda ne vardı?

Birinci reklam filminde fırtınalı havada deli dalgaların olduğu, şimşeklerin çaktığı bir sahne geliyor, sonra da güneşli hava ve durulmuş deniz sahnesiyle sonlanıyor.

İkinci reklam filminde kara kışta karlı hava ve rüzgar uğultulu sahnenin hemen ardından Kardelen çiçekleri açarken buzlar eriyor.

Üçüncü reklam filminde aşırı sıcaktan kavrulmuş-çatlamış toprak görüntüsünden sonra bereketi andıran yağmur yağıyor.

Dördüncü reklam filminde ise önce puslu bir ormanda kurt ulumaları duyuluyorken, sis kalkıp kızılcık ağacı üstünde cıvıldayan kuşlar görülüyor.

Reklamların beşinde de önce felaket sonra da müjde var. Hepsi tam bir Amerikan tarzı. Hepsi subliminal mesajı veriyor.

Mesela kurtların uluması, Ülkücülerin felaket gibi gösterilmesi anlamına mı geliyor? 

Beşinci reklamda gülen bebeğin ne anlama geldiği darbe tarihinde anlaşıldı. Bebekler normal bir süreçte 9 ay 10 günde doğuyor. Bu süreç sancılı, sirenler çalıyor...

Feto "güzel günler göreceğiz çocuklar" mesajı veriyor. Sanki Mehdi'yi müjdeler gibi... 

Buraya bir nokta koyalım, tekrar döneceğiz. Reklamlar bitmedi ki!

"Nasıl yani, dahası da mı var?" dediğinizi duyar gibiyim. 

3 yıl geriye gidelim. Yine bir Zaman gazetesi reklamı, bir karesini göstereyim...

"Zaman kardeşlik zamanı" reklamı, bunu hatırladınız mı?

2013 yılındaki Zaman gazetesi reklamı
Hatırlamayanlar için özetle: İki komşu, dost, arkadaş her neyse birlikte aralarında hiç bir şey yokken ve gazetelerini okurken evlerinin arasında bir çiçek çıkıyor. Biri diyor ki benim alanımda, diğeri benim. Çitler çekiliyor. Bir o tarafta, bir bu tarafta kalıyor çiçek. En sonunda kavga ediyorlar, hatta biri iblis surata dönüşüyor. Her şey yıkılıyor, dağılıyor, çiçekte ezilip gidiyor. Bu birinci senaryoydu ve arkasında bir yol daha var sahnesi çıkıyor. Çiçek çıkıyor yine ve iki kişi biribirine bakıp gülümsüyor. Gazetelerini okumaya devam ediyorlar. Manşette ise "Ne gerek var kavgaya" yazıyor

Bu reklam filmine neden gerek duyulmuştu? O tarihlerde AKP hükumeti dershaneleri kapatma kararı almış ve FETÖ ile arasında gerilim tırmanmaya başlamıştı. 

Tam da bu ortamda bu reklam filmi yayınlandı. İstedikleri cevabı alamamış olacaklar ki, hodri meydan çekildi. 17 Aralık'tan bir kaç gün önce AKP'de iki tanınmış isim partiden istifa etti. Biri Hakan Şükür, diğeri de İdris Bal. İkisi de Feto'nun müritleri, O'nun kontenjanından milletvekili olmuş isimler.

Önce 4 Bakanın adlarının bulunduğu 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet operasyonu, sonra da Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın adının olduğu 25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu başladı. Bu iki operasyonun adı birleşerek 17/25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Soruşturması oldu. 

2014 Belediye seçimleri yaklaşıyordu ve bu soruşturmada dinlemelere takıldığı öne sürülen bir çok telefon görüşmeleri her gece yayınlanmaya başladı. Erdoğan'ın kısık sesle oğluyla konuşması, Egemen Bağış'ın Bakara-makara diyerek Kuran-ı Kerim ile alay etmesi, Erdoğan'a yakın iş adamının "Bu milletin a... koyacağız başkan" diye bir başka iş adamına seslenmesi... Örneklerden sadece bir kaçı...

Bu reklam yayınlandığında o tarihlerde gazeteci ağabeylerimle oturup konuşurken, savaş başlıyor diyorduk. Açık konuşmak gerekirse, ne ve nasıl olacağı hakkında fikrimiz yoktu. Ancak 17/25 Aralık operasyonları gerçekleştiğinde bunu anlayabildik.

FETÖ'nün devlet kademelerine nasıl sızdığı, ne kadar tehlikeli olabileceğini Erdoğan da ilk o zaman fark edebildi. 

FETÖ'nün 17/25 Aralık girişimine en büyük darbeyi vuran kişi de, AKP'de en çok eleştirilen isimlerden biri, Efkan Ala'dır. Operasyonlar başladığında Başbakanlık Müsteşarı olan Ala, yolsuzluk ve rüşvete adı karışan Muammer Güler istifasıyla İçişleri Bakanı olarak Meclis dışından atandı ve Emniyet içerisinde bir çok operasyon gerçekleştirdi. (Ayrıntılara konumuz olmadığı için girmiyorum)

Bu süreç atlatılmıştı ama devamı gelebilirdi. Zaman gazetesi konunun muhataplarına reklamlarıyla son 3 yıl boyunca sürekli subliminal veya doğrudan mesajlar verdi.

Sonra yayınlanan "Basın yazmazsa kim yazar?" reklamında ise, FETÖ kendi taraftarlarına mesaj veriyordu. Reklamdaki şarkının sözleri şöyleydi: "Sen çalış! olmazsa âlem sıkılsın! / Yardıma koşmayan kalem sıkılsın! // Kanatlan üveykim hele kanatlan! / Sana yol vermeyen rüzgar sıkılsın! // Akıncımız akıp gitti dönmedi / Gitmeyip yerinde seken sıkılsın! // Var olup boy atdı (bâtıl) bir yokdan / Hakkı söylemeyen diller sıkılsın!"

Ardından gelen reklam ise "Bedel"di. Bu reklamda Gezi olayları, Soma faciası, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet skandalı, sözde Çözüm süreci, Çarşı davası, Zaman ve Samanyolu Yayın Grubu'na operasyon gibi konulara yer verilerek, reklamın sonunda "Biz bu bedeli göze aldık. Çünkü bu ülke ve geleceğimiz buna değer" mesajı veriliyor. Yani, "biz bu bedeli göze aldık, size de bedelini ödeteceğiz" demeye getiriyorlardı... İlk reklamı hatırlayalım, "Zaman kardeşilik zamanı" reklamındaki kavgayı.

Demem o ki, darbe aslında göstere göstere geldi. Bunu devleti yönetenlerin bilmeleri ve hazırlıklı olmaları gerekirdi.

Yazının "nokta" koyduğumuz bölümüne geri dönelim, "Sükutun Çığlığı" reklamlarına. Önce felaket, sonra müjde meselesine.

Anlaşılan, Feto "Mehdicilik" oyunu oynamak istiyor. Darbe girişimin hemen öncesinde gerçekeleşen ama teşebbüsle bir anda gündem dışında kalan bir ayrıntı, darbe girişiminden sonra bu reklamlarla tekrar aklıma geldi.

O ayrıntı şuydu, Ankara Cumhuriyet Savcılığı'nca yürtülen FETÖ dosyasına müritlere gerilim arttırılması gerektiği gibi verilen bir takım talimatlar Isparta'da operasyonda ele geçiriliyor ve şu ifadeler yer alıyor "Dünya zulümle dolduğunda mesih gelir. Kötü günler icat edelim, gerilimi arttıralım. Hz. Mehdi gerilim döneminde gelir. Nübüvvet uyku ile alakalıdır. Risalet ile objektif olur. Şehadetle alakalıdır."

Bu yöntemin aynısını Yahudiler, Siyonistler, Tapınakçılar, İlluminati ve Masonlar güruhu uygulamaya çalışıyor. Kutsal kitaplarda geçen ve kıyamet alameti olan Ortadoğu'daki Büyük Savaş'ın (Armagedon) bir an önce yaşanması için çok büyük girişimler var. Arap Baharıyla başlayan süreç, IŞİD terör örgütünün çıkması, Suriye'nin darmadağın, Irak'ın üç parçaya bölünmesi, bölgedeki etnik yapının, demografinin değişmesi hep buna hizmet ediyor. Oyunu kuranların amacı bu büyük savaştır.

Görüyoruz ki Feto da buna hizmet ediyor. 

Şeytanın imamı!


Bir önceki "Feto'nun 1 Dolar sırları" başlıklı yazımda, "Nurlananlar-FETÖ" ile dünyayı yönettiği zannedilen gizli örgüt "İlluminati" arasındaki sembolik ilişkileri tane tane anlatmıştım.

"Bu FETÖ'nün gazetesinin adı neydi? Zaman. İlluminati'nin, Masonların gazetesinin adı nedir? İngiltere'de Times, ABD'de New York Times. Yani özetle Times.

Zaman tersten okununca "Namaz", bir dini simge. Peki, Times tersten okununca ne? "Semit".

Nedir Semit? Yahudiler kökeni. Anti-Semitizm'den çağrışım yapsın.

Kutsal yerleri neresidir? Kudüs.

Kudüs'ün kutsal koruyucuları kimdir? Tapınak Şövalyeleri.

Tapınak Şövalyeleri hangi olaydan sonra ortadan kaybolmuştur? Fransa kralına darbe girişiminde.

Ortadan kaybolduktan yüzyıllar sonra ne olarak ortaya çıkmışlardır? İlluminati.

İlluminati üyeleri neye tapıyor? İblis tasfiri olan Baphomet adlı yaratığın heykeline.

İlluminati ne demek? Nurlananlar.

Feto'nun cemaatinin adı neydi? Nur Cemaati.

Feto kim öyleyse? Şeytanın İmamı!"



Facebook sayfamızı beğenin, takipte kalın...
Yorumlar