TSK'da gözü olmayan bir siyaset...

Aydın TAŞ

15 Temmuz darbe girişiminden en çok güçlenen Tayyip Erdoğan ve AKP olurken, en çok zararı da Türk Silahlı Kuvvetleri gördü ve görmeye de devam ediyor.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, katıldığı bir programında soruları yanıtlarken, şöyle bir cümle kuruyor: "Sadece ülke savunmasına kendisini tahsis etmiş olan, siyasette aklı olmayan, siyasette gözü olmayan, siyasete bir türlü müdahale etme histerisi içerisinde olmayan bir Türk Silahlı Kuvvetlerinin inşa edilmesi lazım."

Darbe girişimin hemen ardından TSK'nın bu yeni inşa süreci zaten başladı. Bu inşaatın siyasi kanadının baş aktörleri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve Tümen ile Tugay arasındaki farkı bilmediğini beyan edecek kadar samimi (!) olan Milli Savunma Bakanı Fikri Işık.

İnsan kendini sormaktan geri tutamıyor. Böyle bir basit askeri konuyu bilmeyen birini neden Milli Savunma Bakanı yaparlar?

Bakan yapılmasındaki mantık tam olarak nedir bilmiyorum ama Komuta Kademesini yapılandırmak adına Kuvvet Komutanlarının da O'nun emrine verilmesini anlamakta ve benimsemekte oldukça zorlanıyorum. 

Bir Karar Hükmünde Kararname ile Ordu'nun Komuta Kademe yapısı değişirken, Genelkurmay'ın görüşünün alınmadığını Org. Hulusi Akar'ın açıklamarından hayretle okuyoruz. Kuvvet Komutanları, Bakan'ın emrine veriliyor, peki Genelkurmay Başkanı ne oluyor? O kimi komuta ediyor? Etmiyorsa niye var?

Hafta içi MHP Genel Başkan adayı Ümit Özdağ'ın açıklamaları durumun garabetini daha da ortaya koyuyor. Kendisi yaşanan sürecin uzmanı olduğu halde, televizyonlara çıkartılmıyor, adeta sansür uygulanıyor. 669 sayılı Kararnameye dikkat çekerek diyor ki, "TSK'nın harekat ve istihbaratının yürütülmesi görevini kime vereceğini unutulmuştur ve böyle basit bir konuyu unutan hükumetin Türkiye'nin güvenligini sağlaması zordur."

Neyse ki, Kuvvet Komutanları'nın tekrar Genelkurmay Başkanı'na bağlanacağı açıklandı.

Askeri konularda oldukça zayıf bir hükumet, sanki güvenlik şirketi kuruyormuş gibi Türk Silahlı Kuvvetlerini yeniden yapılandırıyor, siyasette gözü olmayan bir Ordu'nun baştan inşaatından söz ediyor. İnandırıcı mı?

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, daha Kurtuluş savaşı sırasında askerlere "ya siyasetten ayrılın asker olarak kalın ya da askerlikten ayrılın siyaset yapın" dediğini tekrar hatırlayarak, Amerika kıtasını tekrar keşfetmememiz gerektiğini düşünüyorum. 

Asker, siyasete bulaşmamalı tamam da, madolyonun bir de arka yüzü var...

Siyasette gözü olmayan Ordu'ya eyvallah, ya Ordu'da gözü olan siyaset?

Darbe girişimi sonrası ilk icraat olarak, özellikle askeri okulların kapatılma kararı, üzerinde durulması gereken bir konudur.

Karar Hükmünde Kararname maddesiyle yangından mal kaçırırcasına alınan karar, TSK'yı ve dolayısıyla milletin gelecekteki güvenliğini tehlikeye atıyor. Ne uğruna?

Bu kararın alınabilmesi için buna alternatif bir askeri programın hazırda olması gerekirdi. Peki böyle bir program varmıydı da, darbe girişiminin hemen ardından tüm tepkilere rağmen bu okullar kapatıldı? Demek ki, bir plan önceden varmış diye düşünmeden kendimizi alamıyoruz.

FETÖ'cülerin bu okulları, özellikle Askeri Liseleri kontrol altına aldığı iddiası ve sayın Milli Savunma Bakanı'nın ifadesiyle buralardaki öğrencilerin yüzde 90'ının bu örgüte mensup olması gerekçe olarak gösteriliyor.

Bu mantıkla okul kapatılamaz. Öyle ise çok daha fazla FETÖ mensubu yetiştirmiş olan İmam Hatip Liseleri'ni kapatmak gerekmez mi? Kaldı ki, ortaya çıkan verilere göre darbeci subayların çoğunluğu askeri olmayan liselerden mezun.

Unutulmamalıdır ki, askerlik bir meslektir. Eski sistemle İlk ve Orta okulları bitiren öğrenciler becerilerine ve ideallerine göre daha o yaşlarda, sonraki eğitimlerine yönlendirilirler. Ağaç yaşken eğilmez mi?

O HAL'de burada asıl gaye nedir? Kendi fikir dünyasında bir Ordu yaratmak olabilir mi? AKP'lisi dahil vatandaşların büyük çoğunluğunun böyle düşünmediğini söylemek, koca bir yalan olurdu. "Fırsat bu fırsat, hallaç pamuğu gibi atalım", "bizimkilerin önünü açalım" ve sanki kafirmiş gibi müslüman Ordu kuracağız düşünceleri gibi söylemleri duyuyoruz...

Bakın, bu bir paradokstur. Çünkü, kendi siyasi akımlarından subaylar çıkararak, gelecekte siyasete karışacak orduyu kendi elleriyle kurmuş olurlar.

Türk Silahlı Kuvvetlerine imansız yakıştırması yapanlar, iftira atanlar, şanlı ordumuzun içinde çeteleşmiş sözde gizli "İslamcıların" neler yaptığına 15 Temmuz günü şahit olmadılar mı?

Ordunun ayarlarıyla oynanmamalı!

Asker ne siyasete karışmalıdır, ne de siyaset askere karışmalıdır. Peygamber ocağı olan asker ocağının tek bir fikri olmalıdır, o da Türk milliyetçiliğidir. Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Ordu'nun fabrika ayarlarına geri dönülmelidir.

Yoksa, kendi vatandaşına kurşun sıkacak yeni FETÖ yaratırsınız!

Hükumetin kararlarını tekrar gözden geçirmesi ve muhalefetle olan şu mutabakat ortamında fikir alışverişi yapmasını temenni ediyorum.

 



Facebook sayfamızı beğenin, takipte kalın...
Yorumlar