Tepkisiz kalmamak adına FETÖ iftiralarına cevap

Aydın TAŞ

İğrenç bir iftira karşısında böyle bir yazı kaleme almayı kendime zül sayıyorum. Ancak, bu iftiralar karşısında tepkisiz kalmamak, susmuş olmamak için yazıyorum ve haykırıyorum: 

Ben bir Türk milliyetçisiyim
Turancıyım
Ülkücüyüm.

Hayatımın hiç bir döneminde ne FETÖ ile ne de herhangi bir cemaatle ilişkim olmadığı gibi; bu yapılanmalara karşı mücadele etmiş, karşı çıkmış biriyim. Beni tanıyan herkesin buna şahittir.

Kendi imkanlarımla, 2008 yılından bu yana internet üzerinde yayınladığım ve son zamanlarda ülkücü genç gazeteciler yetiştirebilmek için gayret ettiğim Kurultay Gazetesi'ni, FETÖ finanse ediyormuş! Ediyorlar da ofisin kirasını ödeyebilmek için neden çevremden ve dava arkadaşlarımdan yardım istiyorum? Banka hesaplarımı devlet kontrol etse, ki bunu kanunen yapmaya hakları var, halime acırlar!

Daha mesleğimin baharında, Tuncay Özkan'ın ekibinde çalışırken Ergenekon Operasyonu dalgasında akşama kadar mesai arkadaşlarımla "Kanal Biz" televizyonunda gözaltında tutuldum. "Kanal Biz" televizyonu kapandıktan sonra "Faşist", "Ergenekoncu" olarak yaftalamalar nedeniyle uzun süre işsiz kaldım ve bunun zorluğunu yaşadım. 

Ben veya bir başka Türk milliyetçisinin bu yapılanmayla nasıl bir ilişkisi olabilir? Neden olsun? Bu tabiatın varlığına aykırıdır. Daha fazla vaktinizi heba etmemek için bu yazıya sebep olan iftiranın ayrıntılarına girmek istiyorum.

İftira nedir? 

Azerbaycan'da bir tetikçi gazetecinin yazdığı makale ile başlayan adımı lekeleme çalışması, daha sonra Rusya'nın Sputnik Haber Ajansı tarafından yayılmıştır.

Azerbaycan'da Halk Cephesi Partisi Genel Başkanı Ali Kerimli, FETÖ'nün baş adamıymış. Kerimli'nin, Türkiye'de FETÖ'nün finanse ettiği(!) gazetemiz Kurultay ve Genel Yayın Yönetmeni olan benle yakın ilişkisi varmış. Kurultay'da köşe yazıları bulunan Ganimet Zahid, Azerbaycan'da darbe çağrıları yapıyormuş.

Ayrıca Azerbaycan medyasında yayılan iftiralarda emekli diplomat ve yazar Turgut Er'in adı da gazetemizi yönlendiren kişi olarak geçmektedir. Turgut ağabey, Azerbaycan gerçeklerini ortaya koyan "Azadlıktan Tiranlığa" kitabının yazarı ve Kurultay gazetesinin köşe yazarıdır.

Benim, Ali Kerimli ve Ganimat Zahid ile yakın ilişkim de kimseye sır değildir. Ganimat Zahid, rahmetli büyük lider Ebülfez Elçibey'in çıkarttırdığı, Azerbaycan'ın bağımsızlık yolunda mihenk taşlarından olan Azadlıq Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmenidir. Ben de bu gazetenin Türkiye temsilcisiyim.

Bu dört kişinin de ortak noktası İlham Aliyev rejimine karşı muhalefet etmeleridir, rahmetli büyük lider Ebülfez Elçibey'in açtığı yoldan yürümeleridir, demokrasiye inanmalarıdır.

Benim, Ali Kerimli'nin, Ganimat Zahid'in ve Turgut Er'in, FETÖ ile ilişkisi olamaz!

Şuna da dikkat çekmek isterim ki, Kurultay Gazetesi'nin internette yayınlanan bir gazete olduğu göz önüne alınırsa, Azerbaycan'da yazılı basının en büyük gazetesi konumunda olan Azadlıq Gazetesi'nin adı öne çıkması gerekmez miydi? Neden Kurultay Gazetesi hedefe oturtulmaktadır?

Çünkü, Aliyev rejimi Türkiye'de inanılmaz bir algı yönetimi yaratmaktadır. Reklam çalışmaları gayet başarılıdır. Lobisi vardır. Sosyal medyada trolleri tarafından paylaşılan "Türkiye askeri okulları kapatmak zorunda, bizim askeri okullarımız açıktır", "Türkiye savaş pilotu sıkıntısı yaşıyorsa, bizim pilotlarımız hazırdır" gibi hiç söylemediği sözleri internette yayarak, Türkiye kamuoyu üzerinde algı yönetimi yaratmaktadır. O, Anadolu'da yaşayan halktan çekinmektedir; çünkü, Azerbaycan'da baskı altında tuttuğu Türklerin, Türkiye halkından cesaret alarak kalkışma yapmasından korkmaktadır. 

İşte tam da bu noktada, İşin özünde Kurultay gazetesinin Azerbaycan gerçeklerini anlatması Aliyev rejimini rahatsız etmektedir.

Doğal olarak gerçekleşmesi mümkün olan bir kalkışmayı, sanki biz planlıyormuşuz gibi, daha doğrusu başında AHCP lideri Ali Kerimli varmış gibi algı yaratılmak istenmektedir. Atılan iftiranın temelinde bu vardır.

FETÖ destekçileri bize FETÖ'cü diyor!

Aliyev ile ilgili son zamanlarda üzerinde durduğumuz haber şuydu ki, darbe girişimi sırasında İlham Aliyev, darbecileri ancak girişim kesin başarısız olduğunda kınamıştır.

Bakınız, FETÖ'cü diye itham edilen Ali Kerimli, TRT'de daha darbecilerin bildirisi okunurken, demokrasiyi savunmuş, askerin yönetime el koyma girişimini kesin dille kınamıştır. Bunu yaparken, "darbeciler kazanırsa ne olacak?" diye düşünmemiştir. Sabah saatlerinde ise "Türkiye kazandı! Halkın en büyük güç olduğu bir daha ispatlandı. Demokrasiye sahip çıkan silahsız sivil halk, Türkiye bayraklarıyla tankların üzerine çıktı. Bağımsız medya, devlet geleneğinin kalıplaşmış geleneği, siyasi partiler, anayasaya sadık kalan devlet idarelerinin gücü darbeyi engelledi" ifadelerini içeren mesaj yayınlamıştır. 

Bütün bunlar olurken, Aliyev tarafından o saatlerde halen bir açıklama gelmemiştir. Diyebilirsiniz ki, ülke ilişkileri gereği bir devlet başkanı böyle davranır. Öyleyse, darbe girişimi gecesi sınır komşumuz olan Gürcistan'ın Devlet Başkanı kabineyi toplayarak olayları takip ederek, neden kınamıştır? Neden sabahı, danbe girişiminin sonucunu beklememiştir?

Aliyev ise darbenin başarısızlığı kesinleştikten sonra 16 Temmuz günü öğlen beyanat vermiştir. Bu durumda kim FETÖ'Cü olabilir, Ali Kerimli mi, yoksa yıllardır Azerbaycan'da yapılanmalarına izin veren İlham Aliyev mi?

Bir komedi de o ki, Ali Kerimli daha önce İran adlı sınırların dini lideri Ali Hamaney'in kışkırtmasıyla Şia gruplarla darbe yapacağını öne sürülürken, şimdi de Sünni yapılanma olan FETÖ'nün kışkırtmasıyla darbe yapacakmış! Yahu biraz tutarlı olun!

Azerbaycan'daki gelişmeleri biraz daha açalım...

Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi SOCAR'ın FETÖ ile ilişkisi günyüzüne çıkmış ve Türkiye'deki SOCAR Petkim Genel Müdürü gözaltına alınmıştır. SOCAR'ın Azerbaycan'daki Genel Müdürü Rövneg Abdullayev'in FETÖ ile ilşkisi herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Mesela, bu adama niye dokunulmamaktadır? Bu kişinin oğlu Reşad Abdullayev'in de FETÖ ile ilişkisi vardır ve Türkiye'de irili ufaklı yatırımları bulunmaktadır. Bu kişileri Azerbaycan neden tutuklamamaktadır?

Azerbaycan'da algı yönetimi

FETÖ'den canı en çok yanan Türkiye olduğu halde, Devletimiz bu terör örgütünün mensuplarını tutuklarken hassas şekilde, delillere göre hareket etmektedir. Azerbaycan'da ne yapıllaktadır biliyor musunuz? Fırsattan istifade, Elçibey'in demokrasi yolundan yürüyen baskı altındaki muhalefet, "FETÖ'cü" suçlamasıyla tutuklanmaktadır. Bunun da reklamını yaparak, Türkiye'ye "bak biz içimizdeki FETÖ'cüleri tutukluyoruz" mesajı vermektedirler. Türkiye'yi kandıracaklarını zannediyorlar. Sanki Türkiye Devleti orada neler olduğunu bilmemektedir!..

Haberlerimizde, sert ifadeler kullandığımız da dillendirilmektedir. Doğrudur, zaman zaman sert ifadeler kullandığımız olmaktadır. Fakat bu yazdıklarımızın gerçek olduğunu değiştirmemektedir.

Bakınız burada tekrar soruyorum:

Samanyolu'nun Azerbaycan ayağı olan Hazar TV neden hala yayındadır? Kontrolü, FETÖ'nün yapılandığı SOCAR yönetimine ait olduğu doğru değil midir?

17/25 Aralık sonrası, Aliyev rejimi Türkiye'ye söz verdiği halde bütün okulları neden kapatmamıştır? Kafkas Üniversitesi'nin FETÖ ilişkisi bilindiği halde neden ancak 15 Temmuz darbe girişiminden sonra kapatılmıştır? 

Azerbaycan'da üst düzey FETÖ'cü bürokratlar neden hala görevlerinin başındadırlar?

"Azerbaycan saatı" programı

Yıllarca televizyon ekranlarında kendini gösteremeyen Azerbaycan muhalefetine bir nefes olması amacıyla, tarafımdan ortaya atılan televizyon programı "Azerbaycan Saatı" da hedef gösterilmektedir.

Bu televizyon programı, Türksat uydusunda tam 9 kanal değiştirmek zorunda kalmıştır. Bunlar; Kanal Avrupa, Medya TV, Sivas SRT, Denge TV, Kudüs TV, Can Erzincan TV, Kanal 124, Kanal 60 ve Barış TV'dir. Bu listedeki 4 kanal, Sivas SRT, Can Erzincan, Kanal 124 ve Barış TV, FETÖ kapsamında Bakanlar Kurulu kararıyla kapatılmıştır ve bu nedenle bizi FETÖ ile ilişkilendirmek istemektedirler.

Neden 9 kanal değişmek zorunda kaldık?

2012 yılının Nisan ayında, ilk yayına başladığımız Kanal Avrupa'da kanal sahibinin Azerbaycan baskısına dayanamaması üzerine yayınımız 13. haftada sonlandırılmıştır. Daha sonra  Medya TV'de yayınımıza devam ettik.

Burada yayına başladıktan bir yıl sonra, yani 2013 yılı Mayıs ayında Azerbaycan rejimi tarafından programımız yayın saatlerinde, "jammer" mantığıyla çalışan bir cihazla Türksat Uydusunun frekansı karartılmak suretiyle engellenmiştir. Bu medya teröründen CNNTürk kanalının da dahil olduğu Doğan Medya paketi komple zarar gördüğü için, yayınımız yine sonlandırılmak zorunda kalmıştır. Buradan sonra Sivas SRT kanalına geçtik ve sadece 2 hafta yayın yapabildik. Çünkü, aynı medya terörü burada da devam etmiştir. Daha sonra Denge TV'de yine medya terörü nedeniyle 2 hafta yayın yapabildik. Bütün bu gelişmeler Türkiye devleti yetkilileri tarafından da iyi bilinmektedir. 

Azerbaycan'da 2013 Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında Kudüs TV'deki yayınımız ise kanalın kapanması nedeniyle yine sekteye uğramıştır. Burada bir şeye dikkat etmek istiyorum ki, o da şudur: Bir yanda İsrail devletine lanet okuyan bir yapının televizyonu, diğer yanda ise İsrail ile diyalogdan bahseden, Mavi Marmara saldırısında bile Türkiye'yi suçlu gösterecek ifadeler kullanan FETÖ mensubu olduğumuz iddiası. Size hiç mantıklı gelmekte midir?

Bir müddet TV yayınlarmıza ara verip, Youtube kanalı üzerinden devam ettik ve ardından Can Erzincan TV'de yayına başladık. Sahibinin Erzincanlı olmasının bir önemi vardı. Burada yaklaşık 2 yıl yayın yaptık, ta ki kanalı FETÖ satın alana kadar. 

Bu gelişme üzerine bu kanaldan ayrılmak gerektiğini yoksa zarar görebileceğimizi Ganimat Zahid ile paylaştım.  Biz böyle düşünürken, kanalın yeni sahipleri de "Azerbaycan Saatı" programını sonlandıracaklarını açıkladılar. Nitekim, ağızlarındaki baklayı da çıkarıp, "Azerbaycan ile ilişkilerimizin bozulmasını istemiyoruz" dediler ve 2015 başında ilişkimiz kesilmiştir. 

Bunun üzerine kanalın eski sahibinin diğer kanalı olan Kanal 124'te yayına devam ettik. Fakat bir müddet sonra bu kanal, Can Erzincan TV ile ilişkilendirildiğinden yayınları sonlandırılmıştır. Kanal yönetiminde ne olduğundan veya onların kendi ilişkilerini bizim bilmemiz mümkün değildir. Çünkü anlaşmamız ticaridir ve ahbap-çavuşluğumuz yoktur.

Can Erzincan TV nedeniyle yani FETÖ'den dolayı yayın yapacağımız kanal konusunda daha hassas davrandık.  Kanal 60 televizyonuna geçtik. Fakat buradaki yayınımız sırasında, bildiğim kadarıyla Yurtdışı lisansla yayın yapan kanalların bulunduğu Türksat paketi tümden iptal edilmesi üzerine Kanal 60'ın da yayını durdurulmuştur.

Yine hassas davranarak, Barış TV'ye geçtik. Diğerlerinin bir çoğu gibi bu da müzik kanalıydı ve Alevi deyişlerine çok yer verilmekteydi. Yani Alevi kanalıydı, buranın FETÖ ilişkisi olamaz diye düşünmüştük. Fakat bu kanal, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Bakanlar kurulu kararıyla kapatılmıştır. İlk önce çok şaşırdık. Alevi kanalının FETÖ ile ne ilişkisi olabilirdi? Sonra gerçek ortaya çıktı ki, Can Erzincan TV ile aynı binada yayın yapan bu kanal, Türksat uydusuna çıkmak için aynı cihazı (switch) kullanıyormuş. Yine soruyorum biz bunu nereden bilebiliriz? Kanalın uyduya çıkış yaptığı hattı, yani kabloyu nereye gidiyor diye elimizle kontrol mu etmeliydik?

Son olarak şunu da belirteyim ki, bütün bu kanallardaki yayınların, saatlik yayın ücretleri programın yapımcısı Ganimat Zahid tarafından ödenmiştir. Hatta hala borcu vardır. Kimi zaman, bu borç arttığında yayın yapamama tehlikesi bile yaşadık. Madem FETÖ destekliyordu, biz bütün bu zorlukları neden yaşadık?



Facebook sayfamızı beğenin, takipte kalın...
Yorumlar