Putin'in Kırım ve Karabağ yalanları

Aydın TAŞ

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, 17 Aralık 2020 Perşembe günü yıllık büyük basın toplantısını düzenledi. Önceki yıllara göre bu yılki basın toplantısı koronavirüs pandemisi nedeniyle özel bir formatta yapıldı. Putin, gazetecilerin sorularını Novo-Ogaryovo'daki ikametgahından video konferans yoluyla yanıtladı. Gazeteciler Putin'e 60 soru sordu ve bu soruların 4 saat 25 dakikada yanıtlandı.

Gazetecilerin yönelttiği bütün soruların, önce sansür makamından onay almadan sorulamayacağını yazımızın başında hatırlatmakta fayda var. Ancak bütün soruların önemli konulara dayandığını ve bunlara verilen doğruluğu tartışılır yanıtların Rusya rejiminin gelecekteki adımlarının işaretçisi olduğunun da altını çizeyim. Bütün sorular önemliydi ama beklediğim sorular ve cevaplar Kırım, Ukrayna ve Azerbaycan ile ilgiliydi.


Yaklaşık dört buçuk saat süren toplantıda uluslararası hukuka göre ve Birleşmiş Milletler tarafından da tescillendiği üzere Ukrayna'nın parçası olan işgal altındaki Kırım, kendine pek yer edinemedi. Kırım'ın Rusya'nın bir parçası olduğunu ileri süren Putin, durumu Kosova ile kıyaslayarak işgallerine pay çıkartmaya çalıştı. Bu sözü de doğrudan Kırımla ilgili olmayan bir soruya verdiği yanıtta kullandı. Kırımla ilgili tek soru ise su sorunuyla ilgiliydi. Ukrayna'nın oluşturmak istediği Kırım Platformu ise basın toplantısında kendine yer bulamadı.

Rus propaganda basın kuruluşları RIA ve RT (Russia Today), basın toplantısı canlı yayınlarlarken, yayını beğenenlerden kat kat fazlasıyla beğenmeyenler vardı. Yorumları açık bırakan Russia 1 televizyonunun yayınındaki yorumlarda ise "yalancı", "hırsız", "defol" gibi tepkili ifadeler yer aldı. (Ayrıntılara buradan bakılabilir, Ukraincedir)

KIRIM YANITLARI

Kırımla ilgili tek soru, yarımadadaki su sıkıntısıyla ilgiliydi. Putin bu soruyu yanıtlarken, su kaynaklarının eski haline getirmek için bir eylem planı olduğunu ama bunun henüz gün yüzüne çıkarılmadığını söyledi ve "Su sorununu çözeceğiz. Uygun fonlar tahsis edildi. Kuşkusuz devlet bundan yüzde yüz tasarruf etmeyecek" dedi.

Kırım'a eskiden su Dinyeper nehrinden sağlanıyordu. İşgalden sonra Ukrayna suyu kesti. Buradan su sağlayabileceklerini düşünmüyorum, şayet Rusya'nın bu nehri ele geçirme gibi bir planı yoksa... İşgalciler yer altı sularını hesapsız kullanarak kuruttular, araziler çölleşmeye başladı, onlardan mı yararlanmaya çalışacaklardı? Üstelik Rusya işgalden sonra Kırım'a asker yığarak, üsler kurdu ve ayrıca demografik yapıyı değiştirmek için en az yarım milyon etnik Rusu getirerek, su sorununu daha içinden çıkılmaz bir hale soktu. Aklımdan bunlar geçerken, Putin'in, "Görünüşe göre, Kırım'da yeterince iyi tatlı su rezervi var, sadece bu Sovyet döneminde yapılmamıştı ve hatta Kırım Ukrayna'nın bir parçası olduğunda da... Şimdi daha fazla yapılıyor. Bu çalışma yoğun bir şekilde yürütülüyor." ifadelerini okudum. Güzelim Kırım'ı daha da çoraklaştıracaklar, Putin'in çözüm dediği bu işte...

Oysa en güzel ve kolay çözüm bellidir. İşgali sona erdirmek, getirdikleri askerleri ve Rusları geri götürmek.


AZERBAYCAN VE KARABAĞ

Ermenistan'ın 28 yıldır süren Karabağ işgalini sonlandırmak için Azerbaycan'ın başlattığı kutlu harekat, Karabağ'ın tamamı bu yolla kurtarılmak üzereyken Rusya'nın araya girmesiyle Azerbaycan lehine bir anlaşmayla sonuçlanmıştı. Azerbaycan-Ermenistan arasındaki anlaşmaya Rusya'da dahil olarak, bölgeye sözde Barış Kuvvetlerini gönderdi. Zaten bu anlaşmanın maddeleri okuyan bir çok kişiyi Rus endişesi sardı. Geçici olarak gelen sözde Rus Barış Kuvvetlerinin kalıcı olacağı, dillendirildi ve dillendirilmeye devam ediyor. 44 gün süren savaşta kahraman Azerbaycan ordusu 2 bin 783 şehit verdi. 10 Aralık'ta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı Bakü'deki zafer kutlamasında, Azerbaycan Cumhurbaşkanı ve Başkomutanı İlham Aliyev, Ermenistan'ı bir kez daha uyardı. Zafer gününde bütün dünya Azerbaycan-Türkiye kardeşliğine gıpta etti.

Dolayısıyla, Putin'in bu 2020 yıllık basın toplantısında, muhakkak Azerbaycan hakkında Karabağ özelinde sorular yöneltilecekti. Beklendiğim gibi sadece sorular yöneltilmedi, verilen cevaplar da beklediğim gibiydi. Azerbaycan topraklarına Rus askerlerinin girmesinin endişesini taşıyanlardan biri de benim.

Putin'in söylediklerini başlıklar halinde toparlarsak, cevaplarında şu altı cümle öne çıkıyor:

  1. "Dağlık Karabağ uluslararası hukuka göre Azerbaycan toprağıdır."
  2. "Karabağ'ın statüsü değişmeden kalmalı, geleceğe aktarılmalı. Statüko sabitlenmeli, nihai statüsü gelecekte belirlenmeli."
  3. "Dağlık Karabağ ile Ermenistan arasında kesinlikle kara bağlantısı olmalı. O yüzden Laçın koridorunu belirledik."
  4. "Nahçıvan ile araba yolu hayata geçmeli."
  5. "Dağlık Karabağ'daki barışı koruma görevlilerinin sayısının artırılması, ancak tüm tarafların anlaşması ile mümkündür."
  6. "Dağlık Karabağ çevresindeki yedi bölgenin Azerbaycan'a geri dönmesi gerektiği gerçeğinden yola çıktık."

Birinci maddenin bana göre tartışılacak bir yanı yoktur. Karabağ, Azerbaycan'dır.

Ancak diğer beş cümleye baktığımızda, Putin, diğer söyledikleriyle çelişmektedir.

KARABAĞ, AZERBAYCAN İSE GELECEKTE BELİRLENECEK OLAN NEDİR?

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Karabağ için "status diye bir şey kalmadı, artık orası Azerbaycan toprağıdır" derken, Putin ise gelecekte belirlenmeli diye konuşuyor. Karabağ, Azerbaycan toprağı ise gelecekte neyi belirliyoruz? Karabağ'ın Ermenistan'a bırakılmasını mı? Putin'in birinci cümlesi ile ikinci cümlesi açık bir şekilde çelişkidir.

Ünlü deyimimiz "bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu." burada kullansak yanlış olmaz. Putin, "gelecekte" hangi amacı gerçekleştirmek istemektedir, nasıl bir planları vardır? Mesela, Karabağ'ın Ermenistan'a bağlanması için, işgal ettikleri Kırım'daki gibi yalandan referandum gibi bir plan olmadığına yüzde yüz garanti verebileceğini hiç zannetmiyorum.

LAÇIN KORİDORU KİMİN TOPRAĞI?

Anlaşmada, Karabağ'da yaşayan Ermenilerin, Ermenistan ile kara bağlantısı olması için Laçın koridorun oluşması ve bu koridorun sözde Rus Barış Güçleri tarafından denetlenmesi yer alıyor. Karabağ, Azerbaycan toprağı ise Karabağ dışındaki bu Laçın koridoru Azerbaycan toprağı mıdır, değil midir? Yoksa Rus toprağı mı oldu? Putin'in basın toplantısındaki birinci ve üçüncü cümlesi de tam olarak üst üste örtüşmemektedir.

NAHÇIVAN KORİDORU SADECE TAŞIT YOLU MU?

Yine Anlaşmada, Laçın koridoruna karşlık sözde Rus Barış Kuvvetlerinin kontrolünde Nahçıvan koridoru açılarak, Azerbaycan ana toprağı ile Nahçıvan arasında ulaşım sağlanması maddesi yer alıyor. Putin basın toplantısında "ulaşım" ifadesini çok dar anlama gelecek biçimde "araba yolu" olarak tanımladı. Taşıt yolundan başka demiryoluve enerji nakil hatları ne olacak? Ayrıca bu "araba yolu" ifadesi, daha iki gün önce Türkiye ve Azerbaycan arasında gerçekleşen doğalgaz anlaşmasına karşı mı kullanılmıştır?

AZERBAYACAN TOPRAĞINDA "BÜTÜN TARAFLAR" KİMDİR?

Eğer Putin'in ilk cümlesinde söylediği gibi, Karabağ Azerbaycan toprağı ise, sözde Rus Barış Kuvvetlerinin sayısının artırılması için hangi "bütün" tarafların anlaşması gerekiyor. Karabağ, Azerbaycan toprağıysa burada başka taraflar kimdir? Azerbaycan toprağında Ermenistan taraf mıdır? Azerbaycan toprağında Rus askerlerinin artırılmasına Ermenistan ne sıfatla bir onay verebilir? Anlaşmada böyle bir madde yok, sadece görev süresinin uzatılmasına ilişkin bir madde bulunmaktadır.


LAVROV PLANI İŞLETİLİYOR

Bana göre, Putin son cümlede, Karabağ'da Ermeni statükosunun korunması karşılığında, Ermeni kökenli Rusya Dışişleri Bakanı Sergiy Lavrov'un Karabağ planının uygulandığını itiraf ediyor. Bu planı 4 yıl önce, daha bilinmiyorken yazmıştım, zaten anlaşma metnini gördüğümde, korktuğumuzun başımıza geldiğini ve artık bununla başa çıkmamız gerektiğini düşünmeye başlamıştım. Rusya, Azerbayca'nda kalmak için her türlü yolu deneyecektir. Fakat, zamanında Azerbaycan'ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı ve büyük lider Ebulfez Elçibey'in yaptığı gibi, İlham Aliyev de günü geldiğinde Rus askerlerine "Marş, marş Moskova'ya" diyeceğinden eminim. Bu tez ya da geç olacak. Bunu hızlandırmanın yolu da Ermenilere bağlı.

Daha öncede yazmıştım, burada da tekrar edeyim. Savaş sırasında Ermenilere yardım etmeyen ve mağlubiyetlerine imza atmaları için anlaşmaya aracı olan Rusya; Ermenilere, teşbihte hata olmaz, "Osmanlı zamanında sizi ayaklandıran, ihanet ettiren benim. Size Türklerin topraklarını veren benim. Türklerle aranıza öyle nefret ektirdim ki ben olmasam Türkler sizi yok eder. Bana muhtaçsınız, sizin sahibiniz benim. Bana sırtınızı mı dönüyorsunuz, bunun bedelini önce bir ödeyeceksiniz." diyordu.

ERMENİLER, TÜRK DÜŞMANLIĞINA SON VERMELİ

Osmanlı Devletinin Millet-i Sadıka'sı Ermeniler, kendi deyimleriyle "Haylar", Türk düşmanlığı ve korkusundan vazgeçmelidir. Kafkasların kadim halkı olduklarını iddia ederlerken, o çoğrafyada 200 yıllık bir yerleşim yerleri dahi yoktur. Bunu ben de değil, kendi tarihçileri söylüyor. Bölgedeki diğer halklar, Ermenileri Kafkas halkı olarak kabul etmemektedir. "Nagorno Karabagh" ifadesi açık Türkçedir. "Artsakh" sözü bile etimolojik olarak Türkçedir. İddia ettikleri soykırım yalanı belgelenemiyor, ona hiç girmiyorum. Hele Ermenistan'da Ermeni halkından başka bir etnik halk yaşatılmadığını da hatırlatayım. Ben bir Türk milliyetçisiyim ama böyle bir sövenist ırkçılığım yoktur.

ERMENİLER TÜRKOFOBİDEN KURTULMALI

Rus askeri öyle ya da böyle Azerbaycan çıkarılacak. Ermenilerin burada iki yolu var. Ya Rusya'nın kölesi olurlar ya da Türkofobiden kurtularak özgürlüklerine ve refaha kavuşurlar.

Türkofobik duygularından vazgeçmeyen Ermeni devleti ve Ermeniler, işgal ettikleri Azerbaycan topraklarında 44 gün süren Karabağ savaşında diz çöküp, teslim oldu. Şimdi Ermenistan'ın aklını başına toplayıp Gürcistan dahil, Türk komşularına karşı şovenizmi terk etme şansı var, bu şansı kullanıp kullanamayacağını bize zaman gösterecek.



Facebook sayfamızı beğenin, takipte kalın...
Yorumlar