Paşinyan neden topyekun mağlubiyet istiyor?

Aydın TAŞ

Başlığa bakıp sorabilirsiniz, "Kim mağlubiyet ister ki?", doğrusu kimse istemez.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan bu hafta içinde kendi ulusuna seslenişinde dikkat çeken ifadeler kullandı. Bu yazının başlığına da konu olan "Ya mağlubiyet ya da galibiyet" sözü ne demektir?

Fakat başlamadan önce sonda diyeceğimizi başta da diyelim:

Ermenistan terör devleti için mağlubiyet kaçınılmazdır.

Dağlık Karabağ ve yedi rayonun işgalden kurtarılması, yani Azerbaycan'ın bu zaferi Kırım'ın kurtuluşunun da müjdesicidir.


Ermenistan'ın 27 Eylül'de ateşkesi bozarak, Azerbaycan'ı bir kez daha taciz etmesiyle Bakü bu sefer kimsenin beklemediği bir boyutta harekat başlattı. Kahraman Azerbaycan Ordusu, işgal altındaki topraklarını kurtarmak için öyle bir taarruza başladı ki deyim yerindeyse Ermenistan kuvvetleri ardına bakmadan kaçıyor. Tıpkı Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in, "İti kovalar gibi, kovalıyoruz" sözü gibi.

Peki bu harekat, tamamen sürpriz miydi? Hayır. Çünkü, son tacizden önce 21 Eylül'de Ermenistan yine ateşkesi bozarak bir Azerbaycan askerini şehit etmişti. Bunun hemen ertesi günü Azerbaycan Milli Savunma Bakanlığı bir tanıtım videosu yayınladı ve seferberlik çağrısı için hazırlıklı olunmasını duyurdu. Bu kopacak fırtınanın habercisiydi.

Biraz daha geriye gidelim. Temmuz ayında yine bir Ermenistan tacizi sonucunda çatışma çıkmış ve Türkiye, kardeşi can Azerbaycan'dan yana uluslararası kapsamda bir tavır koymuştu. Bununla da kalmadı, iki kardeş ülke Azerbaycan topraklarında yaklaşık bir ay sürecek tatbikatlar yaptı. Bu, Türkiye devletinin Azerbaycan'a açık desteğiydi elbette ama birçok kişinin gözden kaçırdığı, haberdar olmadığı son derece önemli bir olay daha vardı. QHA'yı takip edenler bundan haberdar oldular, tıpkı yukarıda bahsettiğim diğer gelişmeler gibi. Neydi bu olay? Azerbaycan-Türkiye ortak tatbikatları sona erdiğinde, Türk ordusu yurda döneceği gün Azerbaycan Türkleri Bakü'de küçelerine çıkarak eylem yaptı. Türkiye'nin Bakü Büyükelçiliği önünde insanlar "Türkiye gitme, kal", "Türkiye, Azerbaycan'da üs kursun", "Gardaş bizi bırakma", "Ret olsun Rusya, yaşasın Türkiye" sloganları attılar.

Bu gelişme, Dağlık Karabağ işgaliyle ilgili 29 yıldır tıkanan durumun artık Azerbaycan halkının canına tak ettiğinin, tabanın ayranının kabardığı gösteren bir olaydır. Fakat bunun öncesinde de yaşanan bir sıra hadise vardır ki bunları da unutmamak gerekiyor. Birincisi Azerbaycan-Türkiye ortak tatbikatları sırasında Rusya, Ermenistan'a silah yardımında bulunmuştur. İkincisi ise birinci olayın hemen ardından Rusya Hazar Denizi'nde askeri gemilerle boy gösterdikten sonra Rus Genelkurmay Heyeti Bakü'yü ziyaret etmiştir. Bu iki olay Azerbaycan Türklerinin Rusya'ya karşı daha da öfkelenmesine yetti.

Kısa sürede bu gelişmeler ışığında Azerbaycan Ordusunun bir harekat yapması sürpriz değildi. Bu harekat 2016 Nisan ayındaki dövüşler gibi olabilirdi ama tam Karabağ'a tam azadlık sağlamayı hedefleyen bir boyutta beklemiyorduk. Önceki yıllarda İlham Aliyev, Dağlık Karabağ'ın azadlığa kavuşmasıyla ilgili yaptığı çıkışlarda birçok defa "Lazım gelse Karabağ'ı öz kuvvelerimizle azad ederiz" diyordu.

Ben bu söylemi çok kere eleştirdim, hatta 2016 Nisan ayındaki dövüşlerle ilgili katıldığım bir televizyon programında "Bu Lazım beyfendi kimse bir türlü gelmiyor" sözüm internette viral olmuştu. İşte o "Lazım" 27 Eylül'de geldi. Aliyev'e karşı bugüne kadar yaptığım eleştirilerin hepsinin üzerine çizgi çekiyorum. Çünkü o artık Karabağ Fatihi olma yolundadır. Tarih onu böyle yazacaktır.


Gelelim yazımın başında belirttiğim Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın açıklamalarına. Paşinyan önceki gün ulusa seslenişinde "Karabağ meselesinin diplomatik çıkar yolu yoktur; ya mağlubiyet, ya da galip geleceğiz" dedi. Bu söz, Kafkasların geleceğini belirleyecek bir sözdür. Neden mi? Anlatayım.

Ermenistan'da, 27 Eylül'de Karabağ savaşının tekrar başlamasıyla ve mağlubiyetlerle geri çekilmelerle birlikte büyük çoğunluğun kafasında , "Karabağ meselesini diplomatik yolla çözme" fikri bulunuyor. Paşinyan ise bunun tam aksini söylüyor. "Ermenistan Başbakanı kafayı mı yedi?" diye düşünebilirsiniz. Eğer, Azerbaycan Ordusunun durdurulamaz şekilde ilerlediğini ve Ermenilerin hızla geri çekildiğini düşünürseniz, evet "kafayı yediğini" fikri mantıklı gelebilir. Fakat vaziyeti Paşinyan görmüyor mu? Nasıl mağlup edildiklerini, işgal ettikleri köylerden tek tek çekildiklerini bilmiyor mu? Savaşacak askerleri olmadığı için 18'inden 70'ine cepheye adam toplamaya çalıştıklarını, yetersiz askeri techizatlarını, Türk ve İsrail yapımı dronelere karşı çaresiz kaldıklarından bir haber mi? Hayır, değil.

Hatırlayınız, Paşinyan kolay kolay Başbakan olmadı. Hileli seçim sonuçlarını kabul etmeyerek, Hocalı kasabı Serj Sarkisyan'a karşı meydanlarda mücadele verdi ve kendisi gibi bir başka alçağa diz çöktürdü. Rusya yanlısı politikadan çok, Batı ve ABD yanlısı politika izledi. O cephenin adamı olarak görüldü. Rusya, Ermenistan'a zaman zaman yardım etse de bunun birinci nedeni Ermenistan'daki askeri üsleri ve oradaki varlığıydı.

Karabağ'da savaş 1992'de patlak verdiğinde Rusya, Ermenistan'a yardım etti. Hocalı soykırımının diğer ortağı Rusya'dır. O günlerden bugüne Rusya, Ermenistan yanlısı tutum sergiledi. Kafkasya'da tutunduğu dal Azerbaycan-Ermenistan çatışmasıydı. Peki ne oldu da Rusya, Ermenistan'a ezildiği şu günlerde yardım etmiyor? Her büyüyecek çatışmada araya giren, ateşkes sağlayan Rusya bu sefer neden kılını kıpırdatıyormuş gibi hareket ediyor?

Bunun tek nedeni Paşinyan'ın Batı yanlısı politikası ve onu iktidardan indirmek değil. Rusya aynı zamanda onu iktidara taşıyan Ermenileri de cezalandırmak istiyor. Rusya Ermenilere, teşbihte hata olmaz, "Osmanlı zamanında sizi ayaklandıran, ihanet ettiren benim. Size Türklerin topraklarını veren benim. Türklerle aranıza öyle nefret ektirdim ki ben olmasam Türkler sizi bir kaşık suda boğar. Bana muhtaçsınız, sizin sahibiniz benim. Bana sırtınızı mı dönüyorsunuz, bunun bedelini önce bir ödeyeceksiniz." diyor.

Ayrıca Rusya için Kafkasya'da manevra hiç de öyle sanıldığı kadar kolay değil. Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne göz dikip, 2014'te Kırım'ı işgal ettiğinden bu yana ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya. Ekonomi berbat durumda. Fakat Rusya, yıllardır Suriye'de ve son bir yıldır Libya'da at koşturmak istiyor. Buralarda Türkiye ile karşı saflarda olduğunu da unutmayalım. Öte yandan Venezüela'da Nicolas Maduro rejiminin hamiliğini de yapıyor. Rus muhaliflere yönelik suikast girişimleri de Avrupa tarafından ayrı ayrı yaptırımlara neden oluyor. Rus muhalif lider Aleksander Navalnıy bunun son örneği.

İşin bir de uluslararası Azerbaycan boyutu var. Azerbaycan toprak bütünlüğü Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca 4 kere tasdik edildi ve Ermenistan işgalci kabul ediliyor. Üstelik 27Eylül'de başlayan harekatta Azerbaycan kendi kadim topraklarını işgalden kurtarmak için savaşıyor. Rusya, işgalci Ermenistan'a ne sıfatla yardım edebilir?

Kısacası ekonomik olarak zor durumdaki Rusya'nın taktiği istediğini en sonda almak. Ermenistan'daki varlığını koruyabilmek. Azerbaycan'da var olmayı aklından bile geçirmemeli, zira Azerbaycan'daki kahraman Türk halkı topraklarındaki her hangi bir Rus askeri üssünü yürüyerek ezecektir.


Tekrar edelim, Ermenistan için mağlubiyet kaçınılmaz. İrevan'daki Rus yanlıları ve muhalifler de Paşinyan da bunu çok iyi biliyor ve gerçeği görüyorlar. Fakat Paşinyan buna rağmen, "Ya mağlubiyet ya da galibiyet" diyor, yenileceklerini bile bile...

Ermeni ulusuna seslenişinde söyledikleri "Ya mağlubiyet yada galibiyet" sözünden ibaret değildi. O ayrıca yerel yönetimlere de seslenerek, eli silah tutan herkesin seferber edilmesini ve askere yazılmaları için gayret içinde olmalarını talep etti. Hocalı soykırımında yer almış alçakların bile cepheye gidip, cehennemi boyladıklarını size duyurmuştuk. Fakat Paşinyan'a bu yetmiyor. Topyekun bir seferberlik istiyor, bütün Ermenistan kendisiyle birlikte hazin sonu yaşasın istiyor ve mağlubiyetin sorumluluğunu tek başına almak istemiyor. O çok iyi biliyor ki zaferin sahibi çok olur ama mağlubiyetler yetimdir. Mağlubiyeti tek başına üstlenmek istemiyor. O buna benzer bir durumu daha önce de yaşadı ve bir tecrübesi var. 2018 yılında Ermenistan'da Hocalı kasabı Serj Sarkisyan'ın Cumhurbaşkanlık ile beraber Başbakanlık görevini de devralmasına karşı başlayan protestoların lideri olurken, diğer muhalif liderler onu meydanlarda tek başına kaldı. Taraftarları İrevan kentinin altını üstüne getirdiler, akabinde Rus kuklası olmak istemeyen taraftarları çoğaldıkça çoğaldı ve iktidarı halkın büyük çoğunluğunu arkasına alarak meydanlarda aldı.

Paşinyan şimdi de bu tecrübesini savaş meydanında hayata geçirmenin peşinde. Halkı tekrar arkasına almak istiyor.

Gence'de, Terter'de sivillerin üzerine bomba yağdırarak, Azerbaycan'dan aynı hareketi bekledi ama Azerbaycan bu tuzağa düşmedi. Bu planı tutmayınca bu sefer "ya mağlubiyet ya da galibiyet" çağrılarını yaptı.

Görünen o ki Paşinyan Ermenistan'a bütünüyle mağlubiyeti yaşatmayı hedefliyor. Buradaki gayesi de Ermenilere aslında güçlü olmadıklarını, aciz olduklarını, bugüne kadar her şeyi Rusya sayesinde yaptıklarını, bağımsız olmadıklarını, Rus kuklası olduklarını göstermek... Ve bütün bunları gösterirken, kaçınılmaz olan mağlubiyetin sorumluluğunu tek başına almak istemiyor. Açıkça demek istiyor ki, "Mağlubiyetin sebebi ben değilim, bütün halk olarak yenildik. Elimizden ne geliyorsa hep beraber yaptık".

İşte tam da bu noktada, Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ'ı işgalden kurtulmasının yanı sıra bir fırsat daha görüyorum. Eğer Paşinyan bu fikrini sonuna kadar uygulayabilirse, Kafkasya'nın güneyi Rusya baskısından kurtulabilir. Ermenistan, Rusya'nın kuklası olmaktan çıkabilir. Bu Rusya için Güney Kafkasya'da bir mağlubiyet demektir ve bu geri çekilme saldırgan Rusya'nın daha da zayıflamasına sebebiyet verebilir.

Geçenlerde söylediğim ve sosyal medyada da paylaştığım, "Azerbaycan'ın mutlak zaferi, faşist Rusya'nın da çöküşünü hızlandıracak. Karabağ'ın azadlığı Kırım'a kadar uzanacak." sözünü bu temelde söyledim ve paylaştım.


Son sözü söylerken, şunu da açıkça belirteyim. Paşinyan güzellemesi yapmıyorum. Masum sivillerin bombalanmasının baş sorumlusu ve bebeklerin, çocukların, günahsız yavruların baş katili Ermenistan Başbakanı olarak, Paşinyan'dır. İnsan haklarını, savaş ahlakını yok sayan bir katildir. Tarih onu böyle yazacak.


Ve son sözüm,

Azərbaycan üçün qələbə,
Ermənistan üçün məğlubiyyət qaçılmazdır.

Eşq olsun Azərbaycan Türklərinə!
Eşq olsun Azərbaycan Ordusuna!
Eşq olsun Ali Başkomandir Cenap Prezident!

Hankendi, Xocalı bizi gözləyir,
Haydi irəli!
Qarabağ Azəbaycandır!



Facebook sayfamızı beğenin, takipte kalın...
Yorumlar