FETÖ'nün hedefi Türk dünyasıdır!

Aydın TAŞ

[email protected]

"Türk Dünyası, ABD haber alma teşkilatı CIA'nın laboratuvarı mıdır?" Bu soruya istisnasız herkes "hayır" yanıtını vermek isteyecektir, hatta içinizden bazıları kızarak "böyle soru mu olur?" diye çıkışacakken, sözler boğazında düğümlenecektir.

Duygusal bir millet olduğumuz gerçeği göz önüne alınırsa, içinizdeki ilk tepki gururunuza yediremediğinizden sizi savunmacı yöne doğru itecektir. Ancak gerçekler film şeridi gibi gözünüzün önünden hızlıca akmaya ve hatırlamaya başladınız ve yavaş yavaş öfkeniz arttı. Cevabınız, "Değil ama..."  şeklinde bir cümleye dönüştü bile.

Toplum Mühendisliği yakın tarihimizin son 20 yılında sık sık dile getirilen bir kavram. Laboratuvar ürünü gibi, bir milletin neslinden bambaşka bir nesil yetiştirmek, belirlenmiş bir amaç uğruna kullanmak, "Toplum Mühendisliği"nin temel hedefidir. Bu bize Türkiye'de yabancı değil ama bu sadece Türkiye'den de ibaret değil. Koca Türk Dünyası bu tehlikenin altındadır, çünkü tohumları daha bağımsızlıklarını kazandıkları yıllarda atılmıştır.

Türkiye'deki 15 Temmuz darbe girişimiyle, "mülayim kılıklı" Nurcuların ne olduğunu, bugüne kadar görmeyenler de anladı. Okullarında, dershanelerinde, öğrenci yurtlarında tamamen katı biata tabi, tek tip insan türü yarattılar. Hiç bir olaya karışmayan, "ben bilmem 'abim' bilir" diyen bu insanlık güruhunun, haksızlık karşısında sessiz kalacak kadar şeytani bir ideolojiye aşılandılarını, milliyetçi Türk gençleri olarak, daha üniversite yıllarımızda söylüyorduk. O şeytan ruhluların, aldıkları emirle nasıl birer teröriste dönüştüklerinin en uç örneğini, 15 Temmuz gecesi, kendi kardeşlerine kurşun sıkarken gördük! Yıllardır işaret ettiğimiz gizli tehlike Gülen hareketinin, bir terör yapılanması (FETÖ) olduğu; devleti el geçirmek isteyen vatan hainleri sürüsü olduğu acı bir şekilde tasdiklendi.

Yakın tarihimizde yaşanan onca toplumsal olay karşısında etliye sütlüye karışmayan bu gizli teröristlerin, Türkiye'den ibaret olmadığını sadece biz değil, tüm dünya biliyor. Haritada adını bulamadığımız şehirlerde okullar açan bu yapının, 1993 yılı itibariyle başta Azerbaycan olmak üzere bütün Türk Dünyasında yapılandıklarını biliyoruz.

Yıllarca Türkiye'de adım adım büyüyerek, bir birilerini kollayarak, ülkeyi örümcek ağı gibi saran FETÖ'nün; Kazakistan, Kırgısiztan, Azerbaycan gibi Türk Cumhuriyetleri'nde bu tip örgütlenmeye gitmediklerini düşünmek, en hafif tabiriyle saflık olur.

Bunların Türk coğrafyasında yüzlerce okulu, dershanesi, üniversiteleri bulunmaktadır. Mesela Azerbaycan'ın her 3 vilayetinin birinde okulları ya da dershaneleri vardır. Yine Kazakistan'da çok sayıda okulları olduğu bilinmektedir. Aynı şekilde Türkmenistan ve Kırgızistan'da da...

Varlıklı aileler, üst düzey devlet yöneticileri çocuklarını bu okullara gönderiyorlar. Neden?

Çünkü, eğitim alanında kendilerini adeta marka gibi pazarlamışlar. Özel okullarına sadece en yetenekli öğrencileri almakla kalmayıp, ayrıca kendilerine uyum sağlayamayacak olanları da elekten geçirmektedirler. Böylece istedikleri gibi yönlendirecekleri insan tipini, uyuyan terörist hücrelerini yaratmaktadırlar. Aileler çocuklarının daha iyi eğitim alması için bu okullara gönderirken, bunun bir de ticari yönü olduğunu gözardı etmemek gerekir. 

FETÖ'nün sözde Türk kimliğinden ötürü, Türk Dünyası'nda kolayca yapılandığını düşünmek mümkün ama sadece bu coğrafyayla sınırlı değiller! Afrika'nın bir çok ülkesinde okulları ve ticaretleri var. Mesela Zimbabve ile iş yapacaksanız, Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi ticari ateşesinden çok, oranın sözde "imamı" size daha çok yardımcı olacaktır, daha etkili sonuçlar alacaksınızdır. Bütün bunlar bilinmektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi yetkililerini adeta devre dışı bırakmaya çalışmışlardır.

Görüldüğü gibi sadece Türkiye ve Türk dünyasını değil, bu örümcek ağı bütün dünyayı sarmıştır. Bu güç nereden gelmektedir? Günümüz şartlarında ABD buna izin vermese, bu mümkün müdür?

Zinhar Değildir! Çünkü, bu yapılanma "Ilımlı İslam" adı altında CIA tarafından Türkiye'nin laboratuvar olarak kullanılmasıyla üretilmiştir!

Türkiye'de 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişiminin, Azerbaycan, Kazakistan veya Kırgızistan'da yaşanmayacağını mı düşünüyorsunuz? Yukarıda açıklamak istediğim ve üzerinde durduğum mesele özellikle şudur... 

FETÖ'nün, Türk coğrafyasındaki okullarından her yıl öğrenciler mezun oluyor. Bunlar devletin bürokrasisine memur, ordusuna asker olarak girmektedirler. Tıpkı Türkiye'de 40 yıl boyunca yaptıkları gibi. 25 yıl önce bunların okullarından mezun olan biri, Azerbaycan veya Kazakistan ordusunda bugün en az Albay rütbesindedir. Tehlike gün gibi ortadadır!

Bu tehlikeden dolayı, Ülkücü ve bir Türk milliyetçisi olarak, Türkiye Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan ile farklı düşündüğümüz çok konu olsa bile, FETÖ'ye karşı verdiği mücadeleyi sonuna kadar desteklemekteyim. Kendisini bölücü terör örgütü PKK ve FETÖ'den dolayı geçmişte ne kadar eleştirmişsek, sebebi bugün ortaya çıkan tabloyu daha o günlerde görmemizdendir. Eleştirdiğimizi inkar edecek değiliz, ancak bugün itibariyle FETÖ konusunda sayın Erdoğan ile aynı saftayız. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi "Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır!". Devletin ve Askerin içinde yapılanmış bu hastalıklı zihniyetin acilen temizlenmesi ve Cumhuriyetimizin, ulu önderin kurduğu düzene dönmesini zaruridir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve iktidar partisi AKP'nin, 17/25 Aralık sürecinden sonra başlattığı ve 15 Temmuz darbe girişimiyle muhalefetten de aldığı destekle üzerine düşen görevi tam manasıyla yerine getirmesini arzu etmekteyim, görünen de bu yönde emin adımlarla yol alındığıdır.

Aynı şekilde Türk Cumhuriyetleri'nin de, bu konuda önlem almaları şarttır. Türkiye örneğinde olduğu gibi, adım adım devleti ele geçirmeyi planyan FETÖ yapılanmasının, istekleri onaylanmadığında devlete karşı nasıl ihanet içine girdiklerini, darbeye teşebbüs ettiklerini gördük. Bu konuda Türk Dünyası'nın Cumhurbaşkanları dikkatli olmalıdırlar. Bunu söylemeyi kendimize görev bilmekteyiz, çünkü bizim için Ankara'daki Türkün, Bakü'deki Türkten farkı yoktur!..

Bu konuda, Erdoğan'dan sonra en ciddi adımları Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in atmaya başladığını görmekteyiz. Bunun yanında fırsattan istifade ederek, demokrasi yanlısı muhalefeti tutuklamak yerine, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in de devletin bekası için, gerçek FETÖ'cüleri ayıklaması gerekmektedir. İddiaları reddetse de, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev'in de, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun uyarısını dikkate almalıdır.

Toplum Mühendisliğiyle Türklüğün genleriyle oynamak isteyen CIA ve taşeronu FETÖ, kısmen başarılı olsa da, 15 Temmuz gecesi bunun tamamen mümkün olamayacağını bir kez daha görmüştür. Bakü'de 20 Ocak 1990 olaylarında kendini Rus tanklarının önüne atan Azerbaycan Türkleri gibi, 15 Temmuz 2016 gecesi Anadolu Türkleri de kendini tankların önüne atmakla kalmamış, üstlerine çıkarak bir de durdurmaya kalkmış, kendini siper etmiştir.

Büyük Ortadoğu Projesiyle (BOP) bölgeyi yangın yerine çeviren ABD'nin Suriye'de oynadığı oyun, Türkiye'nin Rusya ile barışmasının ardından topallamaya başlamıştır.

Özellikle son 30 yıldır gelişmelerin yaşandığı ve üzerinde planların yapıldığı bölgelere haritadan bakıldığında, buranın Türk coğrafyası olduğunu görmemek için ancak ve ancak kör olmak gerekir. Suriye'de kaybetmeye başlayan ABD, yakın zamanda Türk coğrafyasının başka bir bölgesinde yeni bir oyun ortaya sürebilir!

Sorsanız ABD, Türkiye'nin stratejik ortağıdır, teröre karşı mücadelemizin en büyük(!) destekçisidir. Bu koca bir yalandır!

Devleti aliyyeyi Osmaniye zamanında, Vahhabilik mezhebini uyduran Batı, bununla hem Arapları ayaklandırıp Hicaz'ı elimizden çıkarmayı, hem de bugünkü Selefileri İslam'ın başına bela etmeyi başarmışlardır. Ne ilginçtir ki, "Ilımlı İslam"ın başını çeken FETÖ'nün yapılandığı bölgelerde, Selefi yapılanmalarını görmekteyiz. Kafkasya ve Azerbaycan'da sayıları artmaktadır. Kazakistan'da düzenledikleri terör saldırılarının tarih aralıkları sıklaşmaktadır. Kırgızistan'da görülmeye başlanmışdır. Bu konuda Türk Cumhuriyetleri dikkatli olmalı ve ne Türklükle, ne de İslamla oynanılmasına izin vermemelidir. 

Bu sapık zihniyetlerin en büyük panzehri, Türkçülüktür! İslamın kahraman koruyucusu ve bayraktarı olan Türkler, önce kendinden başlayarak adaletiyle tekrar dünyada söz sahibi olmalıdır. Turancılık ülkümüzün temelinde bu vardır. Türkiye Cumhuriyeti'nin stratejik ortakları, Türk Cumhuriyetleri olmalıdır. Turan Birliği mutlak kurulmalıdır.

Bu sebeple Türkiye'de 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimi, bütün Türk Cumhuriyetleri için de bir milat olmalıdır. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan ve Kırgızistan, CIA ve taşeronu FETÖ'ye karşı tamamen ortak hareket etmelidir. Ayrıca kapalı bir rejimle yönetilen Özbekistan ile Türkiye'nin arasının FETÖ nedeniyle bozulduğunu da göz önünde bulundurursak, bu Türk Cumhuriyetiyle ilişkilerin 1990'lı yıların başındaki seviyeye geri getirilmesi artık elzemdir. 

Yıllardır bir birinden kopuk yaşayan kardeşlerin, kaynaşmasının o kadar kolay olmadığını elbette biliyoruz ama bu uğurda mücadeleden Türk milliyetçileri olarak asla vazgeçmeyeceğiz.

Geceyi gündüze kavuşturan ALLAH'a and olsun ki, bir gün mutlaka başaracağız!



Facebook sayfamızı beğenin, takipte kalın...
Yorumlar