Nadir Gazipur, Reformcular ve Demokratların İran'da temel çelişkisi

Arif Keskin

Nadir Gazipur'un bir gazeteciyi darp etmesini kesinlikle tasvip etmek mümkün değildir. Ancak bütün bu gelişmeleri sadece darp üzerinden yorumlamak eksik ve yanlış bir analiz olmakla birlikte; planlanan provokasyona da destek sağlar. Gazipur'un ideolojisi, geçmişi, karakteri ve sahip olduğu siyasi pozisyonu ne olursa olsun; İran Meclis'inde Türklerin haklarını savunması özellikle reformcular açısından olumlu olarak görülmesi gereken bir siyasi davranıştır.

Bu yazıyla ilgili haberi buradan okuyabilirsiniz:

İran'da Türk milletvekili, Türklere hakaret eden gazeteciyi mecliste dövdü!

Gazipur ve arkadaşlarının İran parlamentosunda Türk fraksiyonunu kurma çaba ve arayışlarının, reformcuların demokratikleşme tezlerine tam anlamıyla uygundur. Reformculara göre; İran anayasası yürürlükte değil. Bu nedenle, İran'ın demokratikleşmesinin yolu öncelikle var olan anayasanın yürürlüğe girmesiyle mümkündür. Muhammed Hatemi,"anaysa milli sözleşmemizdir" diyerek reformcu siyasetin sınırını Anayasa olduğunu açıkça ifade ediyordu. Nadir Gazipur ve arkadaşlarının siyasi girişimleri, İran Anayasası'na uygunluğuyla birlikte; reformcuların yürürlüğe sokmak istediği uygulanmayan Anayasa maddelerinin hayata geçirme girişiminden başka bir şey değildir. Bu açıdan bakıldığında, İran'daki reformcular bu girişimi en fazla savunmalı ve desteklemelidirler.

İran Meclisi'ndeki gelişmelere bakıldığında, tam tersi gözüküyor. Reformcular bu girişimleri desteklemek yerine, ona engel olmaya çalışıyorlar. Gazipur'un muhafazakâr bloğa mensup olması, reformculara radikal karşıtlığıyla bilinmesi ve en önemlisi reformcu-muhafazakâr iktidar mücadelesi bunun bazı sebepleri olarak sıralanabilir. Ancak gerçek şudur ki; İran'daki Türklerin demokratik taleplerini Gazipur'un karakteri ve reformcu-muhafazakâr iktidar mücadelesi gibi kısır alana hapsetmek ahlaki olmadığı kadar onların demokratlık iddialarına da aykırıdır.

İran parlamentosunda yaşananları başka bir açıdan da yorumlamak mümkündür. Olayla ilgili yayınlanan tapeları incelediğimizde, reformcu gazetecinin amacı bilgi edinmekten ziyade, provokasyon olduğu anlaşılıyor. Provokasyonun mimarları, Gazipur'un olaylara karşı saldırgan mizacını bilerek onu tuzağa düşürülmeye çalışıldığı ortada. Olayların hemen ardından kurulması amaçlanan Türk fraksiyonuna karşı başlatılan karalama kampanyası da bunu açıkça gösteriyor.

Bu yazının hedefi Gazipur'u aklamak değildir. Gazipur'un Türklerin haklarını savunması onun dinci, mezhepçi, cinsiyetçi siyasi söylemini tasvip etmemizi meşrulaştırmaz. Fakat Gazipur'a karşı kampanya başlatanların amacı dincilik, mezhepçilik ve cinsiyetçilikle mücadele olmadığını da gözden kaçırmamak gerekir. Onların esas gayeleri meclisteki kurulması amaçlanan Türk fraksiyonun oluşumunu ve gelişimini engellemektir.

Nadir Gazipur olayı, İran siyasetinin temel çelişkilerinden birini açığa çıkarıyor. Demokratlık iddiasında olanların, Türklerin demokratik taleplerin savunmak yerine ona karşı çıkmaları, İran siyasetinin temel çelişkilerinden biridir. Bu çelişki, İran'da demokratikleşmenin önünde en büyük engel olmakla birlikte, İran totaliter rejimin ömrünün uzamasına hayatı katkı sağlıyor. Başka bir ifadeyle İran diktatörlüğünün en büyük müttefiki, demokratlık maskesi altında faşist ve şövenist emellerini saklayanlardır.



Facebook sayfamızı beğenin, takipte kalın...
Yorumlar