Türk Dışişleri'nden AB Dış İlişkiler Konseyi'nin aldığı kararlara sert tepki

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndan, AB Dış İlişkiler Konseyi'nin Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon faaliyetleri ile ilgili olarak geliştirdiği siyasi ve mali yaptırımlara yönelik tepkisi gecikmedi.

Kurultay

Türkiye'den AB'ye çok sert yanıt

Dışişleri Bakanlığı, AB Dış İlişkiler Konseyi'nin 15.07.2019 tarihinde yaptığı toplantıda aldığı yaptırım kararlarına yazılı bir açıklama ile tepki gösterdi. Açıklamada, kararların Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon faaliyetlerinin sürdürülmesi yönündeki  kararlılığını hiçbir şekilde etkilemeyeceği ifade edildi.

Rum/Yunan İkilisinin AB Üyeliği Suistimalleri

Açıklamada, AB'nin aldığı bu kararlarıyla, Kıbrıs Adasının doğal kaynakları üzerinde eşit haklara sahip Kıbrıs Türklerinden hiç bahsedilmemesi ve Kıbrıs Türkleri yokmuş gibi hareket edilmesine değinildi.Kıbrıs konusunda ne kadar önyargılı ve taraflı olunduğunu ayrıca Rum/Yunan ikilisinin AB üyeliklerini kendi maksimalist pozisyonları doğrultusunda nasıl suistimal ettiklerinin ve diğer AB ülkelerinin de buna nasıl alet olduklarının en son örneği olduğu yönünde ifadeler  vurgulandı.

Hakların Korunmasında İki Boyut Mevcut

Geçmişte de defatle vurgulandığı belirtilen bir diğer husus da Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon faaliyetlerinin, kendi kıta sahanlığındaki haklarının korunması ve Ada'nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin hidrokarbon kaynakları üzerindeki eşit haklarının korunması olmak üzere iki boyutunun mevcut olduğu belirtildi.

Türkiye'nin Sınırlandırılması Söz Konusu Değil

İlk boyutta, Türkiye'nin Kıbrıs meselesi çözülmeden GKRY ile deniz yetki alanlarını sınırlandırmak için görüşmelere başlamasının söz konusu olmadığı belirtilirken, sözde Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1963 yılından beri Kıbrıs Türklerini temsil etmediği için, Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklerinin gözünde gerçek bir devlet olmadığı ifadesi yer aldı.

Siyasi Eşitlik Yok

Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların siyasi eşitliği üzerine kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti 1963 yılında sona erdiği,Kıbrıs meselesinin bugüne kadar çözümsüz kalmasının sebebi de Kıbrıslı Rumların 1963 yılından bu yana Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğini kabul etmemesi olduğu işaret edildi.

GKRY'nin Muhatabı KKTC'dir

Açıklamada ayrıca Kıbrıs Rum Yönetimi'nin muhatabının Türkiye değil, KKTC olduğuna da değinildi.

AB'nin Kıbrıs Türklerini azınlık olarak değil, Kıbrıs Adası'nın ortak sahibi olarak görmeden, Kıbrıs meselesini anlaması ve yapıcı bir katkıda bulunması mümkün olmadığı da dile getirildi.

Açıklama, ''AB'nin çözüm önerilerini değerlendirmek ve hidrokarbon kaynakları konusunda Ada'daki iki tarafı bir araya gelmeye teşvik etmek yerine, Türkiye aleyhinde kararlar almaya yönelmesi etkisiz, gerçeklikten kopuk ve yapıcı olmayan bir hareket tarzı.

Ülkemiz hem kendi haklarını, hem de Kıbrıslı Türklerin haklarını bundan önce olduğu gibi bundan sonra da kararlılıkla korumaya devam edecek, bu yöndeki faaliyetlerini daha da arttıracaktır. Bu hususta Kıbrıs Türklerine verdiği sözleri 26 Nisan 2004'ten beri tutmayan AB'nin bize söyleyeceği bir sözü de yoktur.

Bu kararların, 15 Temmuz hain darbe girişiminin üçüncü yıldönümü gibi Türk halkı için çok önemli bir günde alınmış olması da manidardır.'' ifadeleri ile noktalandı.

Facebook sayfamızı beğenin, takipte kalın...

Yorumlar