Kırım'da bir anadil yuvası: Fidançık Kırım Tatar Çocuk Merkezi

Dil, milli kimliğin ve milli kültürün asli unsurudur. Dil, milletin kalbidir, milleti oluşturan fertleri birbirine bağlayan, birlik ve bütünlüğünü sağlayan bir bağdır.

Kurultay

Kırım'da bir anadil yuvası: Fidançık Kırım Tatar Çocuk Merkezi

Qabrimde melekler sorğu sorasa,
Azrail tilimni biñ kere torasa,
"Oz tuvğan tilimde ayt mağa!" dermen,
Oz tuvğan tilimde cırlap olermen...
Bekir Sıtkı Çobanzade

Elmaz Kırımer-Zera Kırımlı/
QHA Kırım

Kırım'ın yerli halkının anadili Kırım Tatarca, hala Rus ve Sovyet baskılarının sonuçlarının üstesinden gelemiyor. Kırım Tatar dili, çeşitli derecelerde kaybolma tehlikesi altında olan yaklaşık 2 bin 500 dilin bulunduğu UNESCO'nun Kaybolma Tehlikesi Altındaki Dünya Dilleri Listesinde yer alıyor.

Kırım Tatarlarına yönelik asırlar boyunca uygulanan baskı politikası, Rusya tarafından 2014 yılında işgal edilen Kırım'da bugün de devam etmekte. Kırım Tatar halkı da, geçmişte olduğu gibi günümüzde de bütün zorluklara rağmen onu millet yapan değerlerini korumak için elinden geleni yapıyor.

Kırım'da 7 yıl önce açılan ilk Kırım Tatar çocuk merkezi "Fidançık" da bu çabaların bir örneği. 

Ailede temeli atılan ana dili bilgisi, sevgisi, milletperverlik Fidançık'ta daha da pekişirken; evlerinde ana dili hiç konuşulmayan, dilini hiç bilmeyen çocuklara hatta çocukları aracılığıyla anne babalara da ana dili öğretiliyor.

Kırım Tatar dili hakkında konuştuğumuz Fidançık Kırım Tatar Çocuk Merkezinin kurucusu, Dr. Enise Abibullayeva, QHA'ya verdiği demeçte, Fidançık'ın hangi şartlarda ve hangi amaçla kurulduğunu, karşılaştığı sorunları, bugünkü şartlarda nasıl çalıştıklarını anlattı ve Kırım Tatar dilinin durumu hakkında görüşlerini paylaştı.

"30 ÇOCUKLA BAŞLADIK BİR YILIN SONUNDA BU SAYI 4 KATINA ÇIKTI"

-Enise Hanım, böyle bir merkez açma fikri nasıl doğdu?

-Merkezimizin açıldığı 2013 senesi Kırım'da bir sıra çocuk merkezi faaliyet gösteriyordu. Ama tamamen Kırım Tatar dilinde çalışan bir merkez yoktu. Öğretmen Leylâ Belâlova benimle bu husustaki fikirlerini paylaştı. İşi ilerletmek için gece gündüz Fidançık'ta bulunduk desem yalan olmaz. Okul öncesi Kırım Tatar çocuk müessesesinde çalışan uzmanlar yok, bu işte hiçbirimizin tecrübesi de yok, ana dilimizde eğitim araçları desen hiç yok. Ve böyle yoklar çok, var olanı ise sadece çalışma isteğimiz. 3-5 yaş arası çocukları kabul ettik. Tabii ki, çocukları yaşlarına göre gruplara ayırdık. Ama sonra anladık ki, çocukları dil bilgisine göre ayırmak daha doğru olacak.

Açıldığımızda 30 çocukla başladıysak, bir yıl sonra çocuk sayısı 4 katına çıktı ve 120'den fazla oldu. Çocuklarla beraber anne babalar da dili öğrendiler. Çocuklarını merkeze getiren anne babalar, 'biz de dilimizi öğreniriz' diyorlardı ve gerçekten de öyle oldu. Anne babaların dil bilgisi seviyesi arttı, çocuklarımız büyüdü ve onlarla beraber biz hocalar da büyüdük, geliştik. Programları kendimiz hazırlamaya, ders kitaplarını kendimiz yazmaya başladık. Tecrübe edinmek için Ukrayna, Türkiye Cumhuriyeti'nde artık uzun zamandır faaliyet gösteren merkezlerden ders aldık. Sonra  Ukrain ve Türk dilindeki programları ana dilimize çevirdik, Kırım'ın şartlarına uygun hale getirdik.

Geçen vakit zarfında yaptığımız işin olumlu neticelerini görüyoruz. Çocuklarımız okullara hazırlıklı başlıyorlar. Derslerinde başarılılar. Meselâ, geçtiğimiz günlerde Kırım'da Kırım Tatar dili olimpiyatında galip olan iştirakçilerin neredeyse hepsi bizim merkezden çıkan çocuklardır.

Merkezimizin istidatlı öğrencilerinden, Meryem İşçenko ve Safet Qubedinov 'Hıdır Dede' masal filminde, Arzı Zinedinova ve Emin Kurtmemetov 'Şamatalı Qoranta' (Şamatalı Aile) Kırım Tatar komedi dizisinde rol alıyorlar,  Meryem İşçenko, Safet Kubedinov ve  Melek Muslâdinova birkaç kez Canlı Ses çocuk yetenek yarışmasının final konserlerini sundular. Ana dilinde yüksek konuşma seviyeleri herkesi hayran bıraktı.  Merkez olarak dini, medeni, milli bayramlarımızı da geniş çaplı kaydediyoruz.

-Günümüzde karşılaştığınız sorunlar nelerdir?

-Bugün karşılaştığımız en esas ve ciddi problemlerden biri ana dilini bilmeyen ve hatta hiç anlamayan çocukların çokluğu. Biz, eğitmenler, böyle çocuklara ana dilini Rus dilini kullanarak öğretiyoruz. Akla yatmayan bir şey. Hem 2013 senesi ana dilini öğrenme isteği büyük, ana dilinde serbest konuşan çocuklar çokken, 2020 senesi, ne yazık ki, bu istek, merakın eksildiğini görüyoruz. 2013-2014 seneleri merkezimize 200 çocuk geliyorken, bugünkü sayımız yine ilk ayımızdaki sayı olan 30'a düştü.

"DİLİMİZİ BİR ÇİÇEĞE BENZETİYORUM, SULARSAN BÜYÜR SULAMAZSAN SOLAR"

-Sizce bunun sebebi nedir?

&8211; Sebebini anlamıyorum, bilmiyorum. Ama aynı zamanda farklı yerlerde açılan milli dans kulüpleri ve merkezlerinde pek çok çocuk görmek mümkün. Ne güzel, milli oyunlarımızı da öğrensinler. Fakat böyle merkez ve kulüplerde Kırım Tatar milli oyunları sadece yabancı dilde öğretiliyor. Dans hocası Kırım Tatarı, çocukların hepsi Kırım Tatarı. Buna nasıl razı olursun?

Önümüze çıkan en ciddi problemlerden biri de faaliyetimizin iktisadi tarafı. Biz, hocalar, sadece gaye, program, ders üzerine düşünüp, meselenin ekonomik tarafını gözden kaçırdık. Hiçbir yerden destek almadan çalışmak çok zor. Kendi binamız olmadığı için odalar kiralamak zoruna kalıyoruz, eğitmenlerimizin maaşını da zamanında ödemeye çalıştık. Tabii ki, bu meselede anne babaların desteği olmadan işimiz uzun sürmez idi.  Lâkin, gereken seviyede çalışmak için bu da yeterli değil. Örneğin şimdi salgın dolayısıyla üç ay süreyle karantina ilan ettik. Dolayısıyla, çocuklar merkeze gelmeyince, anne babalar da yapılmayan dersler için para vermiyorlar. Ama bizim kira parasını geciktirmememiz gerekiyor, Yine de şükürler olsun, bina sahibi anlayışla karşılıyor.

Bu sorunu çözebiliriz ama ana diline merakı zorla artıramayız. Neden böyle oluyor? Neden bugünkü anne babalar öz evlatlarının milli okullar, ana okulları ya da merkezlerde eğitim almasını istemiyorlar? Biz artık çok mu rahat olduk? Dilimizin durumunun bizimle alakası yok mu? Bu gidişatla geleceğimiz ne olacak? Merkezimiz bu sorulara cevap aramak, durumu düzeltmek yolunda. 

Dilimizi bir çiçeğe benzetiyorum, sularsan büyür, sulamazsan solar. Biz merkezimizde bu çiçeği soldurmamaya çalışıyoruz. İşimiz hem zor hem de çok. Ama niyetimiz sadece ileriye gitmek..

Haberin Kaynağı: QHA

Facebook sayfamızı beğenin, takipte kalın...

Yorumlar