Kırım Tatar siyasi tutsak Marlen Asanov'un eşi: Umudumuzu kaybetmiyoruz

İnsan hakları savunucularının verilerine göre yüze yakın Kırımlı, siyasi nedenlerden ötürü Rusya veya işgal edilen Kırım'daki hapishanelerde alıkonuluyor. Söz konusu siyasi tutsakların büyük çoğunluğu Kırım Tatarı. 

Kurultay

Kırım Tatar siyasi tutsak Marlen Asanov'un eşi: Umudumuzu kaybetmiyoruz

Kırım Haber Ajansı (QHA), siyasi tutsakların ailelerinin durumunu ve yaşantısını anlatan yazı dizisine devam ediyor. İlk görünüşte sadece tutsak listelerinde belirtilen bir isim olarak algılansalar da, siyasi tutsakların her birinin ayrı birer hikayesi var.

HALKININ KÜLTÜRÜNÜ VE ÂDETLERİNİ YAŞATMAYA ÇALIŞIYORDU

Kırım Tatar siyasi tutsak Marlen Asanov Bahçesaray sakini. Sürgünden 1988 yılında Kırım'a dönen ailesi Bahçesaray'a yerleşti. Anavatanına döndükten sonra Marlen kendine Müslüman adı olan Süleyman adını aldı. Asanov, Vernadskiy Tavriya Milli Üniversitesi Kırım Tatar ve Türk Dili Öğretmenliği Bölümünden mezun oldu.

İşgalciler tarafından alıkonulmadan önce Marlen Asanov çok aktif bir yaşam sürdürüyordu. Kırım Tatar halkının tarihi ile ilgileniyor, halkın kültür ve âdetlerini tanıtmaya, yaygınlaştırmaya çalışıyordu. Ayrıca rehberlik kurslarından mezun oldu.

KIRIM'DAKİ GERÇEKLERİ DUYURMAYA BAŞLADIKTAN SONRA&8230; 

Bir süre sonra Marlen Asanov Kökköz (Sokolinoye) köyünde açılan etnik müzenin sahiplerinden biri ve Bahçesaray'da açılan "Kervan Saray Salaçık" kafesinin sahibi oldu. Kırım Dayanışması sivil teşkilatı toplantılarını sık sık bu kafede düzenliyordu. Asanov, Kırım'da birçok projeye destek veren sponsor olarak tanınıyordu.

Asanov 2014 yışından sonra yurttaş gazeteci görevini üstlenerek işgalci yönetimin Kırım Tatarlarının evlerinde düzenlediği aramaların ayrıntılarını sosyal medyada paylaşmaya başladı. Ekim 2017'de işgalciler Marlen Asanov ve beş Kırım Tatarını daha (Birinci Bahçesaray Grubu) "Hizb-ut Tahrir örgütü üyesi" olmakla suçlayarak alıkoydu.

İşgalciler, Marlen Asanov'u Rusya Ceza Kanununun 205.5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca "terör örgütünün faaliyetlerini organize etmek" ve Rusya Federasyonu Ceza Kanununun 278. maddesi ile 30. maddesinin 1. fıkrası uyarınca "şiddet kullanarak iktidarı ele geçirme hazırlıkları yapmak" ile suçluyor. Şu an Kırım Tatar siyasi tutsak Rusya'nın Rostov-na-Donu kentindeki tutukevinde alıkonuluyor.

Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Kırım Tatar siyasi tutsak Marlen Asanov'un eşi Ayşe Asanova; eşini, işgalcilerin evlerine düzenlediği baskını ve eşinin alıkonulmasından sonraki hayatını anlattı.

"SÜLEYMAN (MARLEN) HER ZAMAN BASKILARA UĞRAYANLARIN AİLELERİNE YARDIM EDİYORDU"

Eşim çok yaratıcı ve zeki bir insan. O her zaman yarımadaya gelen turistlere Kırım'ı ve Kırım Tatar halkının gelenekleri ile yaşam tarzını anlatmak istiyordu. Bu yüzden etnik müze açma fikri oluştu. Eski Kırım Tatar evinde Kırım'ın her bölgesine ait geleneksel ev eşyaları koleksiyonu toplandı. Müze çerçevesinde eski Kırım Tatar el sanatları da canlandırılmaya başladı. Müzede bir usta kilimler dokuyordu ve turistler için kilim dokuma atölyeleri düzenleniyordu.

Aynı zaman Foti Sala (Golubinka) köyünde öğretmen olarak çalışıyordu. Daha sonra eşim "Kervan Saray Salaçık" kafesini açtı. Kafeye bağlı bir küçük müze de açılmıştı. Fakat 2014 yılından sonra hayatımız çok değişti. Kırım'da baskınlar ve alıkonulmalar başladı. Eşim de kendi isteğiyle yurttaş gazetecilik yapmaya başladı. Arama yapılan evlere gidiyor ve orada olup bitenleri videoya çekiyordu. Daha sonra videoları YouTube sayfasında paylaşıyordu. Süleyman her zaman baskılara uğrayanların ailelerine yardım ediyordu.

ASANOVA: BEN VE ÇOCUKLARIM BASKIN GÜNÜNÜ HİÇBİR ZAMAN UNUTMAYACAĞIZ

Evlerimize 11 Ekim 2017 tarihinde baskın düzenlendi. Ben ve çocuklarım bu günü hiçbir zaman unutmayacağız. Sabah erken saatlerde kapımız kırıldı ve eşim yere yatırılarak kelepçelendi. Tüm bunlar çocuklarımızın gözleri önünde gerçekleşti. Çocuklar gürültüden dolayı uyandı ve odalarından çıktıkları zaman yerde kelepçeli şekilde yatan babalarını görüp ağladılar. Soruşturma görevlisi gelene kadar eşim yerde yüzüstü yattı, kalkmasına izin vermediler.

Soruşturma görevlisi geldiği zaman ben avukatı aramak için izin istedim. Arama başlar başlamaz telefonlarımıza el koymuşlardı. Soruşturma görevlisi avukatın arama sırasında bulunabileceğini ama bizim ona haber vermemizin gerekmediğini söyledi. Sözlerine bakılırsa avukatın bizimle yaşaması gerekiyor.

Ayrıca komşularımızın aramaya tanık olarak katılmasına izin verilmesini istedim. Bu isteğim de reddedildi.

"ŞU AN ELİMDE 30 TANE GÖRÜŞME REDDİ VAR"

Arama çok uzun sürdü. OMON (polis özel timi) evimizdeki tüm tarihi kitaplarımıza ve evdeki tüm paralara el koydu. Neden paralarımızı aldıklarını sorduğumda soruşturma görevlisi alaylı bir şekilde eşimin güya 1 milyon ruble para cezasını ödemesi gerektiğini iddia etti. Araba belgelerini aldılar ve bir süre sonra kafemizi kapattılar.

Görevliler arama sırasında tavşan kafeslerine bile baktılar. Orada ne bulmaya çalışıyorlardı anlamadım. Evimizi altüst ettiler. Arama bittikten sonra eşimi alıkoydular. Bir sonraki gün eşim ve onunla birlikte alıkonulan Kırım Tatarları hakkında tutuklama kararı alındı. Daha sonraki "mahkemeler" sadece tutukluluk sürelerini uzattı. Bu süre boyunca eşimle görüşebilmek için bir dizi başvuru yaptım ama onlar hep reddedildi. Şu an elimde 30 tane görüşme reddi belgesi var.

"ALIKONULDUKTAN 1,5 YIL SONRA EŞİMİ GÖREBİLDİM!"

Soruşturma süreci sona erdikten sonra, eşim Rostov-na-Donu kentine sevk edilmeden önce iki çocuğumla birlikte onunla görüşebildik. Yani alıkonulduktan 1,5 yıl sonra eşimi görebildim. Şu an Marlen, Rostov-na-Donu kentindeki tutukevinde alıkonuluyor. Davaları da orada inceleniyor.

Rostov-na-Donu'daki tutukevinde onu şubat ayında ziyaret edebildim. Koronavirüs salgını nedeniyle dava duruşmaları askıya alınmıştı. Sıradaki duruşmanın 13 Mayıs'ta düzenlenmesi gerekiyor.

"HAPİSTEYKEN BİLE BANA VE ÇOCUKLARA MORAL VERMEYE DEVAM EDİYOR"

Görüştüğüm zaman ona sağlık durumunu sormuştum. Marlen diğer siyasi tutsaklar gibi tutukevinde gün ışığı görmüyor bu da onların sağlıklarını etkiliyor. Eşimin dişleri dağılıyor, dişeti problemleri var. Artroz nedeniyle dizi sürekli ağrıyor. Bu yüzden ona ağrı kesici ve antienflamatuar ilaçları gönderiyorum. Fakat hapisteyken bile bana ve çocuklara moral vermeye devam ediyor. Bir kere görüştüğümüzde, "Allah bana hayatımı değiştirme veya yeniden yaşama şansı tanısaydı yine de aynı hayatı seçerdim ve aynı şekilde yaşardım" demişti. Hiçbir şeyden pişmanlık duymuyor.

Zor zamanlarda halkımız bize destek veriyor. Halkın desteği hem maddi hem manevi açıdan çok önemli. Bu anlarda insanların eşimin suçsuz olduğuna inandıklarını anlıyorum.

Rus komşularımız her zaman eşimin hatırını soruyor. Alıkonulmadan önce sabah namazı kıldıktan sonra camiden dönerken birçok kez yaşlı komşumuzu istediği yere bırakıyormuş. Bir kere de kalp krizi geçiren bir komşumuzu hastanede ziyaret etmiş. Eşimin yaptığı iyilikleri insanlar bana o alıkonulduktan sonra anlattı. 

"UMUDUMUZU HİÇBİR ZAMAN KAYBETMİYORUZ"

Allah'ın bize bu durumdan çıkış yolunu göstereceğini umuyorum. Umudumuzu hiçbir zaman kaybetmiyoruz. Eşimin ve diğer siyasi tutsakların özgürlüğe kavuşacağını umuyorum. Bu, değişim sonucunda mı yoksa başka bir yolla mı gerçekleşecek bilemiyorum ama onlar mutlaka serbest bırakılacaklar. Bundan eminim sadece sabretmemiz gerekiyor.

Haberin Kaynağı: QHA

Facebook sayfamızı beğenin, takipte kalın...

Yorumlar