Göktürkçe davası sonuçlandı: Türk Dili Derneği haklı Prof. Alyılmaz haksız

Türk Dili Derneği'nin belirtkesinde (logosunda) kullandığı harfi, yani tamgayı kendi patentinde olduğunu iddia ederek derneği mahkemeye veren Prof. Dr. Cengiz Alyılmaz haksız bulundu. Şaka yapmıyoruz, bu dava Göktürk alfabesinin geri kalan harflerini de kurtarmış oldu.

Kurultay

Göktürkçe davası sonuçlandı!

Yok artık dedirten bir dava!

Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Cengiz Alyılmaz, Türk Dili Derneği'ni kullandığı belirtke (logo) nedeniyle mahkemeye verdi. İddiası, derneğin kullanmış olduğu belirtkenin kendini çizimi olduğunu, patentini aldığı ve derneğin bunu izinsiz kullandığı için suç işlediğiydi. Yani Alyılmaz, Göktürkçe'nin "keçi tamgasının" kendi çizimi olduğunu ve kendisinden izin alınmadan kullanılamıyacağını savunuyordu. 

Yaklaşık bir yıl süren soruşturma sonucunda, Göktürkçe'nin kamunun malı olduğuna Prof. Dr. Cengiz Alyılmaz'ın iddasının haksız olduğuna hükmedildi.

Alyılmaz, Türk milletinin Kağanlık döneminde sıkça kullanılan tamgalardan biri olan keçi damgasını kendisinin tasarladığını mahkeme ifadesinde vererek, söz konusu tamgayı Türk Dili Derneği'nin belirtkesinde kullandığı için 10.000 TL tazminat talebinde bulunmuştu.

Dava, Göktürkçe için neden önemliydi?

Göktürkçe'deki tamgalardan birinin patentini alınabiliyorsa, bu durumda diğer tamgaların da patentinin alınabilmesinin önü açılıyor. Bunun neticesinde en basitinden, Göktürk alfabesi üzerinde araştırma yapılması, yazı yazılması gibi en basit işlemler bile patent sahibi kişilerin iznine tabi olacaktı. Emsal teşkil edecek bu davanın, savunması da gayet açıktı: "Bu, Latin alfabesindeki "A harfi"nin patentini almakla eşdeğerdir. Böylece bir daha kim "A" yazmak isterse patent sahibinden izin almak durumunda kalacaktır."

Mahkeme, tamganın Türk milletine ait olduğuna hükmederek, Cengiz Alyılmaz'ın iddiasının asılsız olduğuna karar verdi.

Aslında Davacı aynı konu üzerinden iki ayrı dava (ülev) açmış, ikinci davanın 23 Haziran 2016 tarihinde duruşması bulunmaktadır.

Derneğin verdiği örnek

TDD başkanı Gökbey Uluç, savunmalarında Ök tamgasının çok az kullanılıyor olmasının diğer tamgalardan ayrı tutulamauacağını ifade ediyor ve şu açıklamayı yapıyor: 

Örneğin Bilge Kağan, Gültekin ve Tonyukuk Yazıtları'nda olmayan /ot/ damgası bir başka el yazması olan ve Uygurların yaşadığı bölgede bulunan Turfan yazmalarından Irk Bitig'de işlenmiştir. Yazıtın üzerinde yer alıyor olması, bunun için yeterlidir. Benzeri durum Tonyukuk Yazıtı'nda da vardır. En başta duran ve öbürlerinden belli biçimde ayırt edici büyüklükte olan /ık/ damgası, Gültekin Yazıtı'nın en üstünde duran ve daha çok kağanlık damgası diye bildiğimiz damgayla eşdeğer durumdadır.

Bu durumda davacı, Gültekin Yazıtı'nın en üstünde duran "ök (keçi) damgası/harfi" yerine Tonyukuk Yazıtı'nın en üstünde duran "ık damgasını/harfini" patentlemeye kalksaydı, bir daha kimse "ık harfini" yazamayacak, her seferinde kendisinden izin isteyecekti. Bu da Göktürkçe'nin patentini almaya yol açacak bir durumdur.
İşte bu yüzden, bugün kazandığımız bu karar önemlidir. Her bir damganın kamunun malı olduğunun utkusudur. İşte bu yüzden, Göktürkçe kamunun malıdır, diyoruz. Kazanan biziz, kazanan Türk ulusudur.

 

 

Facebook sayfamızı beğenin, takipte kalın...

Yorumlar