ABD gemileri boğazdan geçiyor

GÜRCİSTAN'a insani yardım götürdüğü belirtilen ABD donanmasına ait savaş gemisi 'McFaul' ile tatbikat amaçlı Romanya'nın Köstence Limanı'na gittiği belirtilen Polonya savaş gemisi ‘General Plasky’, Çanakkale Boğazı'ndan geçti.

Kurultay

ABD gemileri boğazdan geçiyor

ABD gemisi, varacağı liman hakkında boğaz yetkililerine bilgi vermedi.

Bu sabah günün ilk ışıklarıyla Çanakkale Boğazı'nın Ege girişine gelen ilk gemi Polonya Deniz Kuvetlerine bağlı 272 bordo numaralı ‘General Plasky’ oldu. Saat 07.45’de boğaza giriş yapan gemi, Çanakkale önlerine saat 08.50’de ulaştı. Ardından, Gürcistan'a insani yardım götürdüğü ileri sürülen ve Yunanistan’ın Girit Adası’nda bekletilen ABD’nin 74 borda nolu ‘McFaul’ adlı destroyeri saat saat 08.15’te boğaza giriş yaptı. ‘McFaul’, saat 09.15’de Çanakkale önlerine ulaştı. ‘McFaul’ ve ‘General Plasky’ boğaz geçişi sırasında kılavuz kaptan aldı.

Günlerdir savaş gemileriyle ilgili tartışmaları basından takip eden Çanakkaleliler, gemilerin geçeceğini öğrenince sabahın erken saatlerinde sahile koştu, ellerinde dürbünlerle gemilerin geçişini izledi.

ABD GEMİSİ BİLGİ VERMEDİ

ABD savaş gemisi ‘McFaul’, varış limanı hakkında Çanakkale Boğazı Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi Müdürlüğü’ne (VTS) bilgi vermezken, Polonya savaş gemisi ‘General Plasky’, Romanya’nın Köstence Limanı'na demirleyeceğini bildirdi.

Çanakkale Boğazı Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi Müdürlüğü’ne, gemilerin İstanbul’a varış sürelerini 5 saat olarak tespit etti. Gemilerin boğazda 11 mil hızla yol alıp Marmara Denizi'ne açıldıktan sonra maksimum hıza ulaşağı ifade edildi.

Her iki gemi de 36 mil uzunluğundaki boğaz geçişini tamamlayıp Marmara Denizi’ne açılmalarının ardından 25 mil hızla İstanbul Boğazı’na doğru yol alacak.

DÜN İSPANYOL VE ALMAN SAVAŞ GEMİLERİ GEÇMİŞTİ


Boğazlardan dün de Gürcistan’la ilgili gelişmelerden 6 ay kadar önce
planlanan bir NATO tatbikatı çerçevesinde İspanyol ve Alman gemileri
geçmişti. Aynı çerçevede bir Polonya gemisinin de bu sabah geçiş yaptığı
belirtiliyor.

MONTRÖ SÖZLEŞMESİ

Gürcistan’la ilgili son gelişmelerin ardından Karadeniz’e Türk
Boğazlarından geçiş konusu da tartışılmaya devam ediyor.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Türk Boğazlarında (İstanbul ve
Çanakkale) seyir ve seferi, yürürlükte bulunan Montrö Sözleşmesi
düzenliyor.

Türk Boğazlarından hem ticari hem savaş gemilerinin duraksız geçişi, 29
madde ve 4 ayrı ekten oluşan sözleşmenin öngördüğü şartlar çerçevesinde
yapılıyor.

ASAM uzmanlarından Hasan Kanbolat’a göre, 20 Temmuz 1936’da İsviçre’nin
Montrö kentinde imzalanan sözleşme, Türk Boğazlarına ilişkin
uygulamalarda ve ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda öncelikle
uygulanması gereken özel hukuk kuralları (leges specialis) niteliğinde
bağlayıcı hükümler içeren, kendine özgü (sui generis) bir düzenleme.
Temel amacı Türk Boğazlarından geçiş yapmak isteyen yabancı bayraklı
savaş gemilerinin hukuki statüsünü düzenlemek olan sözleşmenin hazırlık
aşamasında, yani Montrö konferansında, Sovyetler Birliği Karadeniz’e
kıyıdaş olmayan yabancı bayraklı savaş gemilerinin Karadeniz’e girişini
mümkün olduğu kadar kısıtlamak istemişti. Sovyetlerin ardından bu
politikayı sürdüren Rusya Federasyonu’nun aksine ABD savaş gemilerinin
tam serbest geçiş haklarının olması gerektiğini savunuyor.
Montrö Sözleşmesi gerek ticari gemilerin gerek savaş gemilerinin
geçişini, barış zamanı, savaş zamanı ve Montrö Sözleşmesine münhasır
olarak- yakın bir savaş tehlikesi tehdidi şeklinde üçe ayırarak
düzenliyor. Sözleşme, yabancı bayraklı gemilerin hem Türk Boğazlarından
geçişlerine hem de Karadeniz’de bulunmalarına, idari ve diplomatik
yöntem, hacim-tonaj, adet ve kalma süresi bakımından önemli kısıtlamalar
getiriyor.

Montrö Sözleşmesi’nin yabancı bayraklı savaş gemilerine getirdiği
başlıca kısıtlamalar şu şekilde sıralanıyor:

- Geçiş öncesinde Türkiye’ye bildirimde bulunma zorunluluğu (Madde 13’e
göre Karadeniz’e kıyıdaş olan ülkeler 8 gün öncesinden diplomatik
yollarla ön bildirim yapmalıdır. Karadeniz’e kıyıdaş olmayan ülkeler ise
15 gün öncesinden yine aynı yolla ön bildirim yapmalıdır. Ayrıca, ön
bildirim tarihinden itibaren 5 gün içinde geçiş gerçekleşmelidir)
- Toplam tonaj sınırlanması, (Madde 14’e göre Sözleşmenin III.
maddesinde ve III sayılı Ek’inde öngörülen koşullar dışında Boğazlarda
transit geçişte bulunabilecek bütün yabancı deniz kuvvetlerinin en
yüksek (tavan) toplam tonajı 15.000 tonu aşamıyor)
- Savaş gemilerinin türü, (Örneğin uçak gemilerinin Türk Boğazlarından
geçişine izin verilmiyor)
- Denizaltıların gündüz ve su üstünden geçme zorunluluğu,
- Karadeniz’e kıyıdaş olmayan savaş gemilerinin Karadeniz’de kalma
süresine ve toplam tonajına getirilen ayrıntılı sınırlamalar, (Madde
18’e göre Karadeniz’e kıyıdaş olmayan devletlerin barış zamanında bu
denizde bulundurabilecekleri toplam tonajı Sözleşme’de belirtilen
şartlar dışında 30.000 tonu aşamıyor. Şartlar dahilinde de gerekçe ne
olursa olsun 45.000 tonu geçemiyor)
Savaş durumunda ise Türkiye eğer savaşan tarafsa dilediği gibi hareket
edebiliyor ve Boğazları tüm yabancı savaş gemilerine kapatabiliyor. Bu
hak, Türkiye kendisini yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karşısında
sayarsa yine tanınıyor ancak Türkiye’nin BM Genel Sekreteri’ne bu
konuyla ilgili bir bildiri göndermesi gerekiyor.

Hasan Kanbolat, Montrö Sözleşmesi’nin hem Türk Boğazlarından geçiş
yapmak isteyen yabancı bayraklı savaş gemilerinin geçiş düzenlerini hem
de Karadeniz’e giriş yapmak ve orada kalmak isteyen savaş gemilerinin
hukuki statülerini belirleyen dünyadaki tek sözleşme olduğuna dikkati
çekiyor.

MONTRÖ SÖZLEŞMESİ’NİN FESHİ

Montrö Sözleşmesi ilk başta 20 yıl yürürlükte kalmak üzere
hazırlanmıştı. Sözleşme, eğer 20 yıllık sürenin bitiminden 2 yıl önce,
hiçbir taraf, Fransız hükümetine sözleşmeyi sona erdirme yolunda bir ön
bildirimde bulunmamışsa daha sonraki bir tarihte bir sona erdirme ön
bildiriminin gönderilmesinden başlayarak, iki yıl geçinceye kadar
yürürlükte kalıyor.

Yürürlüğe girdiği tarihten itibaren her 5 yıllık dönemin sona ermesinde
de taraflardan biri, Sözleşme’nin bir ya da birkaç hükmünün
değiştirilmesini önerme girişiminde bulunabiliyor. Taraflardan birinin
bu şekilde ön bildirimde bulunması nedeniyle Sözleşme’nin feshi
durumunda, 28. Madde’ye göre Sözleşme’nin 1. maddesinde sözü geçen
"geçiş ve seyir özgürlüğü" ilkesi bir süreyle sınırlı olmaksızın
yürürlükte kalmaya devam ediyor.

Kanbolat, burada, belirtilen ilkenin anlamının ve kapsamının ne olacağı
sorusunun akla geldiğini ifade ederek, bundan bir "transit geçiş" rejimi
mi, yoksa başka bir rejim mi anlaşılacağının açık olmadığına dikkati
çekti, ayrıca bu durumda 1. maddenin hem ticaret gemileri hem de savaş
gemileri için mi geçerli olacağının da belirsiz olduğunu, Türkiye’nin
gelecekte bu tür olası sorulara cevap verebilmek için hem hukuki hem de
siyasi açıdan hazırlıklı olması gerektiğini belirtti.


TÜRK BOĞAZLARININ GELECEĞİ VE ABD

Montrö Sözleşmesi yürürlüğe girdiği tarihte, Karadeniz’e giriş-çıkış
yapabilecek en büyük savaş gemisinin deplasman ağırlığının 30 bin ton
olduğuna işaret eden Kanbolat, bu ağırlığın, o dönemdeki en büyük savaş
gemisi olan ağır kruvazörlerin deplasman ağırlığını teşkil etmekte
olduğunu ifade etti.

Öte yandan, bugün gemileri Boğazlardan geçen ABD ne 1923 Lozan
Sözleşmesi’nin ne de 1936 Montrö Sözleşmesi’nin tarafı. Ancak Montrö
Sözleşmesi, yarattığı objektif hukuki statü açısından sözleşmeye taraf
olmayan üçüncü ülkeleri dolayısıyla ABD’yi de bağlıyor.

Kanbolat, son yıllarda ABD’nin Karadeniz’de savaş gemisi bulundurma
arzusuna işaret ederek, bununla birlikte bir uçak gemisinin Türk
Boğazlarından geçiş yaparak Karadeniz’e çıkabilmesi için asgari 100 bin
deplasman tonluk bir korumayla birlikte geçmesi gerektiğini belirtti. Bu
durumdan, ABD’nin, tarafı olmasa da Montrö Sözleşmesi’nin savaş
gemilerine ilişkin hükümlerinin güncelleştirilmesine ihtiyaç duyduğu
anlamının çıkartılabileceğini söyleyen Kanbolat, Montrö Sözleşmesi’ni
imzalayan ve eski Varşova Paktı üyesi olan iki Karadeniz ülkesi Romanya
ve Bulgaristan’ın da ABD ile askeri anlaşmalar yaparak, ABD’nin
Karadeniz’e yerleşme konusundaki olası stratejisini destekleyen unsurlar
olduğunu anımsattı.

ASAM uzmanı Kanbolat, "bu durumda Türkiye’nin Karadeniz’de askeri olarak
var olma ihtimali ufukta gözüken ABD’nin önünde engel olan Montrö
Sözleşmesi’nin değiştirilme istekleri olasılığına karşı yeni stratejiler
için hazırlıklara başlamak durumunda" olduğunu savundu.

Facebook sayfamızı beğenin, takipte kalın...

Yorumlar