60. Yıl Dönümünde 1959 Kerkük Katliamı Şehitleri Anıldı

Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilciliği ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından 14 Temmuz 1959'da gerçekleşen Türkmenlere yönelik katliamın yıl dönümü dolayısıyla, "Kerkük Katliamı'nın 60. Yıl Dönümü Türkmeneli'ndeki Riskler ve Olası Tehditler" adlı bir panel düzenlendi.

Kurultay

Kerkük Katliamının 60. Yıl Dönümü Anmasına Ankara'da Üst Düzey Katılım

Panel, Ankara TOBB Üniversitesinde bulunan TEPAV Salonu'nda gerçekleşti. Üst düzey katılımın olduğu panelde; eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, eski MHP Milletvekili Oktay Vural, Kerkük Vakfı Başkanı Erşat Hürmüzlü, Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Mehmet Tütüncü, TEPAV Politika Analisti Hüseyin Raşit Yılmaz, Çankaya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahir Nakip, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nden Doç Dr. Serhat Erkmen, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Mükremin Şahin'in yanı sıra birçok konuk yer aldı.

Etkinlik kapsamında Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Mehmet Tütüncü yaptığı açılış konuşmasında, ''Türkmenler öz kimliğini ve benliğini gördüğü tüm mezalimlere rağmen korumayı başarmıştır. Bu çok sayıda kayıplar vererek olmuştur. Her şeye rağmen Türkmenler dimdik durmayı başarmıştır.Özellikle 2014'te DAEŞ terör örgütünün giriştiği katliamlar sonucunda Irak'ta en büyük kaybı veren Türkmeneli coğrafyası olmuştur.'' dedi.


''Türkiye'nin Gölgesi  Yeter''

ITC Temsilcisi Tütüncü, ''Anavatanımız Türkiye'' ve tüm dünyanın buradaki hayatın normale dönmesi için üzerine düşeni yapması gerekmektedir.'' ifadelerini kullandı.


''Türkiye'nin kararlı ve milli bir politikası olduğu sürece hiç kimse Türkmenlere dokunamaz. Türkmenleri  korumak için Türkiye'nin gölgesi yeter. Ne parası ne askeri gücü ne de başka güce gerek yoktur sadece gücü yetecektir. Çünkü, Türkiye bölgesel güç olarak belki bugün her istediğini yaptıramayabilir. Ancak Türkiye'nin istemediğini yapmak kimsenin ne haddine ne de hakkına düşer. Dolayısıyla anavatanımız Türkiye'den beklentimiz çoktur" şeklinde konuştu.


''Anavatanımız Türkiye'nin Desteği''

Tütüncü, Türkmeneli 'nin  2003-2017 arası geçen süreçte başta Kerkük olmak üzere hukuksuz uygulamalar ile katliamlara maruz kaldığını, 2017 hukuksuz referandumu gerçekleştirmek isteyen bölgesel yönetim için de ''Anavatanımız Türkiye'yi de karşılarında buldukları sert bir taşa çarpmıştır'' dedi. 

 

''Bizim kimsenin toprağında, hakkında  gözümüz yoktur''


Tütüncü: ''Geçmişten günümüze bir projeksiyon tuttuğumuzda önümüzde çok riskli çok tehlikeli bir süreci görmekteyiz, anayasaya garip bir şekilde sokulan 140. maddde denilen maddeyi ısıtıp gündeme almak  istiyorlar. Aynı şekilde, Türkmeneli  bölgesinde bir referandum ve seçim yapılmak istenmektedir. Demokratik ve normal şartlarda gerçekleştirilecek bir referandum Türkmenlerin en büyük arzusudur çünkü o toprakların gerçekte kime ait olduğu ortaya çıkacaktır. Ancak bugünkü şartlarda demokrasi kılıfına büründürülmüş bombalar, hem Türkmeneli'ni hem Irak'ı tehlikeye sokacaktır.'' 


Uyarı niteliğinde bir ifadeyi de açıklamalarına ekleyen Tütüncü, ''Kararlar, Kerkük başta olmak üzere Türkmeneli'nin tüm bölgeleri istikrarı ve kararları önce kendi bölgesinden, Bağdat'tan verilmelidir. Erbil'den yahut Süleymaniye'den değil.'' dedi.
Tütüncü, ''Olmadı, olmaz,olamaz.Türkmenler buna müsade etmeyecektir.Son 15 yıllık süreci tekrar yaşamamak için elimizden gelen herşeyi yapmaya hazırız.'' vurgusunu yaptı. 


Türkmeneli Başkaları İçin ''Petrol'' Türkler İçin ''Vatan'' Demektir!

TEPAV Politika Analisti Hüseyin Raşit Yılmaz ise, katliamın nedenlerine dikkat çekerek ve tarihi hatırlatmalar da yaparak bölgede 1958 yılında yıkılan kraliyet yönetiminin ardından cumhuriyet rejimiyle de Irak Kuzey bölgesinde bir Türk varlığının istenmemesinin, Türklerin bölgeden uzaklaştırılıp güney bölgelere itilmesinin petrol ve bölge hakimiyeti arzusuyla ilgili olduğunu dile getirdi. 


Bekleyen Tehdit ve Risklere Çözüm Beş Başlık 

Beş ana konuya dikkat çekmek isteyen Yılmaz, yaşama sevincini yaşatmak olan moralin gerekliliği, risk ve tehlikelere çözümler, göçlerin istihdamının gerçekleştirilebilmesi gibi başlıklara işaret etti. Bir diğer başlığın da ''eğitim'' olduğunu söyleyen Yılmaz ''eğitime karşı olduğunu'', eğitimin müfredat empozesi olmasından dolayı milli varlığın muhafazası için öğretimin esas olması gerekliliğine inandığını vurguladı.


Tüm dünyadaki Türkmenler, siyasi haklarla da etkin faaliyetlerle gerçekleri dünyaya, dünyanın yaygın yöntemleriyle duyurulmasının çok önem arz ettiğini söyledi.

Yılmaz, son olarak özeleştiriden bahsederek konuşmasını noktaladı.  

 

Mazlum Değil Haklıyız


Çankaya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahir Nakip, ''Meselelerde Türkiye'yi ikna etmemiz kafi değildir, bütün dünyayı ikna etmemiz lazımdır.Mazlum olduğumuzu söylediğimiz zaman mazlumlar kuyruğuna geçirilir, erteleniriz, bizim haklı olduğumuzu duyurmalı ve ispat etmeliyiz'' dedi.


Daha önceden de çok fazla katliam ve kıyımın olduğunu belirten Nakip, 1923, 1924, 1946, 1959 Katliamları, 1991 Altınköprü Katliamı ve  1996'da Bağdattaki idamların 2003'ten sonra da Tuzhurmatı, Telaferde de olanlara rağmen Türkmenlerin hala ayakta olduğunu vurguladı. 


Bu mezalimlerin niçin ve nerede olduğunu işaret ederken de neticelerin, ''Türkmenlerin amaçlananları neticesiz bırakmaları oldu'' dedi.

 

Facebook sayfamızı beğenin, takipte kalın...

Yorumlar