Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş, "ellerinde Yunan bayrakları ile, her fırsatta kapılarımıza dayanıp gösteri yapanların ve Kıbrıs'ın Yunan toprağı olduğu inancı ile 47 yıldır, sahte bir Kıbrıs hükümeti unvanı altında, Kıbrıs Türklerine yapmadık zulüm bırakmamış olanların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin taşı ile toprağı ile ilgilenme, hele bayrağına dil uzatma hakkı yoktur" dedi.
Denktaş, AB yetkililerinin, Kıbrıs Türk Halkının toprağına, özellikle bayrağına el ve dil uzatmaması temennisinde bulundu.
Denktaş yaptığı yazılı açıklamada, Beşparmak Dağları'nın anlaşma olsa da, olmasa da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarında kalacağını bu sebeple de bu dağlardaki bayrağın, ne Rumları, ne de AB'nin sorunu olmadığını vurguladı.
Açıklamasında "Rum'un ve Yunan'ın propagandasına yenik düşmüş olan AB makamlarını gerçeklere saygılı olmaya, hayal aleminde yaşamamaya Kıbrıs'ta kendi kaderini tayin hakkı olan dini, dili ayrı iki eşit halkın varlığını kabul edip, bunlara eşit muamele yapmaya, Kıbrıs meselesine gerçekçi bir teşhis koymaksızın, Rum liderliğinin doğrultusunda bayrağımızla ve askerimizle, uğraşmamaya davet ediyoruz" ifadelerine yer veren Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş, AB yetkililerinin "biz konuya çevre açısından bakarız; tahrik mi, değil mi bizi ilgilendirmez" dediğini söyledi.
Denktaş, KKTC toprağı henüz AB toprağı olmadığını belirterek sebeplerini şöyle açıkladı:
"1960 Uluslararası Antlaşmalara göre Türkiye AB üyesi olmadan Kıbrıs üye olamaz.
Eli Kanlı, geçmişi AB'nin şampiyonluğunu yaptığı her ilkeyi ayaklarının altına almış olan Rum idaresini "Kıbrıs" diye üye yapanlar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni de üye yapmış değildirler. Kıbrıs Türklerinin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bu konuda oluru alınmış değildir.
AB'nin "Kıbrıs Hükümetinin yetkisi (ve bu nedenle AB müktesebatı) Kuzey'de geçerli değilse de Kuzey de AB toprağı olmuştur yaklaşımı gerçekler açısından olduğu kadar, hukuki ve siyasi açıdan da büyük bir haksızlık ve skandaldır. Orams davası gibi davalarla, hukuk dışı bir durumu AB müktesebatının uygulanabileceği bir yer haline getirme çabası da hukuk açısından yüz kızartıcı bir ayıptır.
İki halkın siyasi varlığı ve Kıbrıs hükümetinin meşruluğu iki ayrı seçime dayandığı halde, Rumların seçtikleri bir idareyi Kıbrıs'ın ve Kıbrıs Türklerinin de hükümeti addederek Kıbrıs Türklerinin kendi temsilcilerini seçme hakkının inkarı, insan haklarına ters düşen, 1960 antlaşmaları ile meydana gelmiş olan dengeleri bozan; kabul edilmez bir yaklaşımdır; insanlara zulümdür. Kıbrıs'taki demokratik kuralları hiçe saymaktır" Denktaş, tüm bu nedenlerle, AB yetkililerinin Kıbrıs Türk halkının toprağına, özellikle bayrağına el ve dil uzatmamalarını temenni ettiğini kaydetti.